İki gündür Bodrum'un en büyük sorunlarından birini konuşuyoruz.
İlk yazıda barınma hakkının nasıl büyük bir rant ekonomisine dönüştüğünü anlattık.
İkinci yazıda ise kaçak yapılaşmanın yalnızca belediyelerin sorumluluğunda olmadığını, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun merkezi idareye de açık görev ve yetki verdiğini ortaya koyduk.
Şimdi asıl soruya gelelim.
Peki ne yapılmalı?
Çünkü herkes sorunu konuşuyor.
Ama çok az kişi çözümü tartışıyor.
Oysa Bodrum'un hâlâ kurtarılabilecek bir geleceği var.
Yeter ki herkes görevini yapsın.
Kaçak yapı daha temel kazılırken durdurulmalı
Bugün yıkılan onlarca kaçak yapıyı konuşuyoruz.
Ancak asıl başarı yıkım değildir.
Asıl başarı, o yapının hiç yükselmemesidir.
Bir yapı kaba inşaata geldiğinde;
- ekonomik değer kazanıyor,
- alıcısı çıkıyor,
- mahkemelik oluyor,
- sosyal sorun haline geliyor.
Oysa ilk temel kazıldığında müdahale edilse ne milyonlarca liralık yatırım boşa gider ne de yıllar süren hukuk süreçleri yaşanır.
Kaçak yapılaşmayla mücadelede en önemli aşama, ilk kazmanın vurulduğu gündür.
Bugün Bodrum'un en büyük sorunlardan biri kaçak yapılaşma noktasında yeterli sorumluluğun alınmaması.
Özellikle tarım arazileri önce hisselere ayrılıyor. Sonra "kooperatif" adı altında pazarlanıyor.
Üstelik yalnızca Bodrumlu vatandaşlar değil, şehir dışından gelen yatırımcılar da bu sisteme dahil oluyor.
Bazı firmalar İzmir'den gelip tarla alıyor, üzerine kaçak yapılar inşa ediyor ve milyonlarca liraya satış gerçekleştiriyor.
Bu tablo artık bireysel ihlalin ötesine geçmiş durumda.
Bu nedenle yalnızca inşaatı değil, satış organizasyonlarını da inceleyen mali ve hukuki denetimler yapılmalıdır.
Altyapının kapasitesi tükeniyor
Kaçak yapı yalnızca imar sorunu değildir.
Su sorunudur.
Elektrik sorunudur.
Yol sorunudur.
Kanalizasyon sorunudur.
Çevre sorunudur.
Bir mahallede bin kişiye göre planlanan altyapı, üç bin kişiye hizmet vermeye başladığında sistem çöker.
Yazın musluklardan su akmaz.
Trafolar sürekli arıza verir.
Kanalizasyon taşar.
Yollar kilitlenir.
Sonra herkes aynı soruyu sorar:
"Belediye neden hizmet vermiyor?"
Oysa sorun hizmet değil, plansız büyümedir.
Bir kişinin kaçak yaptığı ev, komşusunun su hakkını azaltıyorsa bu artık bireysel tercih değil, kamusal bir sorundur.
Teknoloji neden kullanılmıyor?
Bugün uydu görüntüleriyle dünyanın her noktası anlık izlenebiliyor.
Yapay zekâ destekli sistemlerle birkaç gün içinde yeni başlayan yapılar tespit edilebiliyor.
Drone teknolojisi artık sıradan hale geldi.
Peki neden Bodrum'un tamamı düzenli olarak taranmıyor?
Her ay hazırlanacak dijital kaçak yapı haritalarıyla daha ilk kazma vurulduğunda ilgili kurumlar bilgilendirilebilir.
Teknoloji, kaçak yapılaşmanın önüne geçmek için artık en güçlü araçlardan biri.
Vatandaş da sorumluluk almalı
Kaçak yapı yapan kadar, satın alan da bu düzenin parçası oluyor.
Ucuz diye alınan bir yapı;
yarın elektrik sorunu yaşayabilir,
su sorunu yaşayabilir,
mahkeme kararıyla yıkılabilir,
imar hakkı alamayabilir.
Vatandaş artık şu soruyu sormalı:
"Bu yapının ruhsatı var mı?"
Sormadığı sürece bu piyasa büyümeye devam edecek.
Talep oldukça arz da sürecek.
Kurumlar birlikte hareket etmeli
Kaçak yapılaşma ne yalnızca belediyenin ne yalnızca bakanlığın çözebileceği bir konu.
Çözüm için;
- ilçe belediyeleri,
- Muğla Büyükşehir Belediyesi,
- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,
- Muğla Valiliği,
- kaymakamlıklar,
- kolluk kuvvetleri,
- tapu müdürlükleri,
- elektrik ve su dağıtım kuruluşları,
- Cumhuriyet Başsavcılıkları,
aynı masa etrafında buluşmalı.
Kaçak yapılaşmayla mücadele, kurumların birbirini suçladığı değil, ortak hareket ettiği gün başarıya ulaşacaktır.
Bodrum karar vermek zorunda
Bugün önümüzde iki yol var.
Ya tarım arazilerini betonlaştırmaya devam edeceğiz.
Ya da Bodrum'un geleceğini koruyacağız.
Ya günü kurtaracağız.
Ya çocuklarımızın yaşayacağı kenti planlayacağız.
Çünkü Bodrum artık yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da emaneti.
Son söz
Barınma hakkı, insanın en temel hakkıdır.
Ama hiçbir hak, başkasının hakkını elinden alma özgürlüğü vermez.
Altyapıyı çökertmek...
Su kaynaklarını tüketmek...
Doğayı geri dönülmez biçimde tahrip etmek...
Bunların hiçbiri "barınma hakkı" olarak açıklanamaz.
Bodrum'un bugün ihtiyacı olan şey daha fazla beton değil.
Daha fazla hukuk.
Daha fazla planlama.
Daha fazla denetim.
Ve en önemlisi...
Daha fazla ortak akıl.
Çünkü Bodrum'u kaybedersek, yeniden inşa edebiliriz.
Ama Bodrum'un kimliğini kaybedersek, onu bir daha asla geri getiremeyiz.






