Bodrum'da kaçak yapılaşmanın yeni adı: Kooperatif maskesiyle imar vurgunu
Bir dönem Bodrum'un kırsal mahallelerinde insanlar gerçekten barınmak için küçük evler yaptı.
İmarı olmayan bir tarlaya tek göz bir ev konduruldu.
Elektrik yoktu.
Su yoktu.
Yol yoktu.
Devlet de görmezden geldi.
Çünkü ortada gerçekten bir ihtiyaç vardı.
Ama bugün artık aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Çünkü Bodrum'da kaçak yapılaşma artık bir barınma sorunu olmaktan çıktı.
Bugün bunun adı açıkça rant ekonomisi.
Yakaköy...
Türkmen Mahallesi...
Akçalan...
Görece...
Bugün bu bölgelerde yaşananların önemli bölümü artık ihtiyaçtan değil, kazançtan besleniyor.
Birileri tarla alıyor.
Sonra "kooperatif" adı altında hisselere bölüyor.
Ardından "barınma hakkı" söylemiyle onlarca kaçak yapı inşa ediliyor.
Daha sonra da milyonlarca liraya satışa çıkarılıyor.
Üstelik bunu bireysel vatandaşlar değil...
Artık profesyonel firmalar yapıyor.
İzmir'den gelen firmalar...
Bodrum'daki hisseli arazileri topluyor.
Ucuz maliyetle yapıları inşa ediyor.
Sonra da "doğa içinde yaşam", "ekolojik ev", "hobi bahçesi", "barınma hakkı" gibi süslü ifadelerle pazarlıyor.
Gerçekte ise ortada bir sosyal ihtiyaç değil, organize bir ticaret var.
Düşünün...
3 bin metrekarelik tarla.
Altı bağımsız bölüm.
Altı aile.
Altı ayrı satış.
Milyonlarca liralık gelir.
Peki altyapı?
Yok.
Su?
Yok.
Kanalizasyon?
Yok.
Elektrik?
Yetersiz.
Yol?
Standart dışı.
Ama satışlar tam gaz devam ediyor.
En acısı ise bedelini o bölgede yıllardır yaşayan insanların ödemesi.
Çünkü 1000 kişiye göre planlanan elektrik hattı bugün 3000 kişiye hizmet vermeye çalışıyor.
1000 kişilik su kapasitesi bugün üç katı nüfusu beslemeye çalışıyor.
Sonuç?
Yazın musluklardan su akmıyor.
Elektrikler kesiliyor.
Basınç düşüyor.
Alt yapı çöküyor.
Aslında yeni yapılan her kaçak yapı yalnızca kendi evini yapmıyor.
Komşusunun suyunu kullanıyor.
Komşusunun elektriğini tüketiyor.
Komşusunun yaşam hakkını elinden alıyor.
Bugün "barınma hakkı" diyerek pazarlanan birçok proje aslında başkasının yaşam hakkını gasp ediyor.
Çünkü kamu hizmetleri sonsuz değil.
Altyapının da bir kapasitesi var.
O kapasite aşıldığında bedeli bütün mahalle ödüyor.
Bodrum artık bu gerçeği konuşmak zorunda.
Çünkü mesele yalnızca kaçak yapı değil.
Mesele;
planlama,
altyapı,
çevre,
su kaynakları,
ormanlar,
tarım arazileri,
ulaşım,
ve en önemlisi geleceğimiz.
Barınma hakkı kutsaldır.
Ama rant hiçbir zaman hak değildir.
Bugün Bodrum'un en büyük sorunu artık kaçak yapı değil.
Kaçak yapı üzerinden kurulan devasa ekonomik düzen.
Ve bu düzen büyüdükçe kaybeden yalnızca Bodrum oluyor.






