Bodrum’da siyasetin görünmeyen gerçeği: Kürt seçmen yok sayılarak iktidar olunmaz

Yayınlanma : 25 Ağustos 2026 13:15
  • satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat

Bodrum’da siyasetin dengeleri yeniden kuruluyor.

 

Yeni Parti Bodrum İlçe Örgütü’nün cuma günü gerçekleştirilen görkemli açılışı, yalnızca bir ilçe örgütünün hizmete girmesi olarak değerlendirilmemeli. Açılışa milletvekilleri Cumhur Uzun, Sürreya Öneş Derici ve Genel Başkan Yardımcısı Gizem Özcan’ın katılması, yapılan konuşmalarda hem yerelde hem de genelde iktidar hedefinin açık biçimde ortaya konulması, önümüzdeki dönemde Bodrum siyasetinde daha sert ve iddialı bir rekabet yaşanacağının işareti.

 

Ancak bu açılışta benim açımdan daha önemli olan başka bir konu vardı.

Konuşmalarda verilen mesajların, özellikle Kürt seçmen açısından ne anlama geldiği...

 

Çünkü siyaset yalnızca kürsüden verilen mesajlardan ibaret değildir. Siyaset aynı zamanda sandıkta size oy veren insanların beklentilerini, taleplerini ve geleceğe ilişkin kaygılarını görme sanatıdır.

Ve Bodrum’da bu gerçeğin artık görmezden gelinmemesi gerekiyor.

 

Bodrum’un büyük ve etkili seçmen kitlesi

 

Bodrum’da farklı kentlerden gelen yüz binlerce insan yaşıyor. Vanlılar, Ağrılılar, Karslılar, Urfalılar, Mardinliler, Diyarbakırlılar, Bitlisliler ve daha birçok kentten gelen yurttaşlar Bodrum’un ekonomik, sosyal ve siyasal hayatının ayrılmaz bir parçası.

Kürt seçmenin Bodrum’daki ağırlığı da tartışılmayacak kadar önemli.

Bu insanlar yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanacak bir oy deposu değildir.

Onlar Bodrum’un esnafıdır.

İşçisidir.

Turizmcisidir.

Emekçisidir.

İşverenidir.

Vergisini veren, çocuğunu okula gönderen, bu kentin sorunlarını yaşayan yurttaşlarıdır.

Daha da önemlisi, sandıkta siyasi dengeleri değiştirebilecek ciddi bir seçmen kitlesidir.

Son yerel seçimlerde CHP’nin Bodrum’da birinci parti olmasında farklı toplumsal kesimlerin olduğu gibi bu seçmen kitlesinin de önemli bir rolü olduğu gerçeği ortadadır.

O halde çok basit bir soru sormak gerekiyor:

Kendisine oy veren bu insanları siyasetin neresinde görüyorsunuz?

 

Rejim tartışması ve Kürt seçmenin beklentisi

 

Yeni Parti Bodrum İlçe Örgütü’nün açılışında konuşan Sürreya Öneş Derici’nin sözleri bu açıdan özellikle dikkat çekiciydi.

Derici, Türkiye’de bir rejim değişikliğine gidildiğini belirterek, kendilerinin de bu değişikliğe karşı mücadele etmek amacıyla Yeni Parti’de siyaset yapma kararı aldığını ifade etti.

Kürt meselesinin çözümüne yönelik yürütülen çalışmalar ve  çerçeve düzenlemelerine de atıfta bulunan Derici’nin açıklamalarından, bu sürece ilişkin ciddi bir siyasi itirazın ortaya konulduğu anlaşılıyor.

İşte tam da burada bir başka soru ortaya çıkıyor:

Türkiye’nin en önemli toplumsal meselelerinden birinin çözümü için yürütülen bir sürece karşı çıkarken, o sürecin muhatabı ve sonucunu doğrudan etkileyecek milyonlarca insanın ne düşündüğü hiç hesaba katılıyor mu?

Elbette herkesin farklı siyasi görüşü olabilir.

Elbette bir siyasi parti hükümetin attığı herhangi bir adıma karşı çıkabilir.

Bu, demokratik siyasetin doğal sonucudur.

Ancak mesele, milyonlarca insanın hayatını ve geleceğini ilgilendiren bir konu olduğunda, siyasetin yalnızca “karşı çıkmak” üzerinden yürütülmesi ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Çünkü demokrasi, halk adına konuşmak kadar halkı dinlemeyi de gerektirir.

 

Bodrum’da Kürt seçmene bir sandalye bile yok mu?

 

Bodrum siyaseti açısından asıl tartışılması gereken nokta da burada başlıyor.

İktidar hedefleyen siyasi hareketler, seçimden seçime Kürt seçmenin kapısını çalıyor.

Oyunu istiyor.

Desteğini istiyor.

Sandıkta yanında olmasını istiyor.

Ama aynı seçmenin kimliği, sorunları, beklentileri ve geleceği söz konusu olduğunda neden aynı duyarlılığı göstermiyor?

Daha açık soralım:

Kürt seçmenin oyunu almak önemli de, Kürt seçmenin sorunlarına sahip çıkmak neden aynı derecede önemli değil?

Bodrum’da siyaset yapan hiçbir parti bu sorunun etrafından dolaşamaz.

Çünkü Bodrum yalnızca belirli bir siyasi görüşün, belirli bir sosyal grubun veya belirli bir kentten gelen insanların yaşadığı bir yer değildir.

Bodrum çok kültürlüdür.

Bodrum çok kimliklidir.

Bodrum, Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanların ortak yaşam alanıdır.

Dolayısıyla siyaset de bu çeşitliliği temsil etmek zorundadır.

 

Temsil edilmek sadece oy vermek değildir

 

Demokrasilerde yurttaşın görevi yalnızca sandığa gidip oy kullanmak değildir.

Yurttaş aynı zamanda temsil edilmek ister.

Sesi duyulsun ister.

Sorunlarının mecliste konuşulmasını ister.

Kendisini ilgilendiren konularda siyasi iradenin yanında durmasını bekler.

Bugün Kürt seçmenin önemli bir bölümü, Türkiye’de yıllardır devam eden Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini istiyor olabilir.

Buna katılmayanlar elbette olabilir.

Fakat bu talebi dile getiren insanları yok saymak, onların beklentilerini siyasetin dışında tutmak, hele hele onların oyunu istemek; demokrasi kültürü açısından ciddi bir çelişki yaratır.

Siyasi partiler halktan oy isterken “Bize güvenin” diyorsa, halk da aynı siyasi partilere şunu söyleyebilmelidir:

“Siz de bize kulak verin.”

 

İktidar olmak istiyorsanız önce toplumu anlamalısınız

 

Yeni Parti Bodrum’da iktidar hedefi ortaya koyuyor.

Bu hedef demokratik siyasetin doğal hakkıdır.

Ancak yerelde iktidar olmak isteyen bir siyasi hareketin önce Bodrum’un bütün toplumsal kesimlerini anlaması gerekiyor.

Kürt seçmen de bu toplumun önemli bir parçasıdır.

Onları yalnızca seçim günü hatırlamak yetmez.

Vanlıyı, Ağrılıyı, Karslıyı, Urfalıyı, Mardinliyi, Diyarbakırlıyı ve diğer kentlerden Bodrum’a gelen yurttaşları siyasi hayatın görünür aktörleri haline getirmek gerekir.

Temsiliyet yalnızca listelere birkaç isim yazmak değildir.

Temsiliyet, o insanların sorunlarını sahiplenmektir.

Onların sesini duyurmaktır.

Onların geleceğine ilişkin kaygılarını anlamaktır.

Ve en önemlisi, onların hayatını doğrudan ilgilendiren meselelerde onların yanında durabilmektir.

 

Sandıkta hatırlanan seçmen, siyasette de hatırlanmalı

 

Bodrum’da artık eski siyaset anlayışının değişmesi gerekiyor.

“Seçim zamanı oyunu alalım, sonra kendi bildiğimizi yapalım” anlayışı toplumun değişen yapısıyla birlikte artık karşılık bulmuyor.

İnsanlar daha fazla temsil istiyor.

Daha fazla şeffaflık istiyor.

Daha fazla demokrasi istiyor.

Daha fazla söz sahibi olmak istiyor.

Bu nedenle Yeni Parti dahil olmak üzere Bodrum’da iktidar hedefleyen bütün siyasi yapılara açık bir çağrı yapmak gerekiyor:

Kürt seçmeni yalnızca sandıkta aramayın.

Onun sorunlarını da görün.

Temsilini de sağlayın.

Geleceğe ilişkin kaygılarını da dinleyin.

Çünkü siyaset, insanları yalnızca oy verecekleri zaman değerli görmek değildir.

Siyaset, oy veren insanın iradesine seçimden sonra da saygı göstermektir.

Bodrum’da iktidar olmak isteyenler bunu anlamak zorunda.

Kürt seçmenin oyunu almak isteyenler, Kürt seçmenin sorunlarına da sahip çıkmak zorunda.

Aksi halde ortaya çok açık bir çelişki çıkar:

Oyuna ihtiyaç duyulan ama sözüne ihtiyaç duyulmayan bir seçmen kitlesi...

Bu, ne demokratik siyasetin ruhuyla ne de Bodrum’un toplumsal gerçekliğiyle bağdaşır.

Bodrum’un geleceğini belirleyecek olan yalnızca siyasi partilerin yöneticileri değildir.

Bodrum halkıdır.

Ve demokrasilerde son söz, her zaman olduğu gibi, halkındır.