Eymen…
Artık bir isim değil.
Bir çocuğun nefesi, bir annenin duası ve bir toplumun vicdanıyla yüzleşmesidir.
Ve bugün açıkça söylemek gerekiyor:
Eymen yalnız değil.
Bu ülkede onun gibi kas hastalıklarıyla mücadele eden, sessizce bekleyen daha nice çocuk var.
Önce hakkı teslim edelim…
Eymen için gecesini gündüzüne katan gönüllüler,
ses olan, kapı kapı dolaşan o yürekli insanlar…
İyi ki varsınız.
Başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras ve Bodrum Belediye Başkanımız Tamer Mandalinci olmak üzere, yerel yönetimlerin Eymen için verdiği destek de kıymetlidir.
Ama bütün bu çabaya rağmen gerçek değişmiyor:
Bu yük, bu şekilde taşınamaz.
Çünkü mesele yardım değil…
Mesele sistemdir.
Bakın gelişmiş ülkelere:
Almanya’da GKV (Gesetzliche Krankenversicherung) yani zorunlu sağlık sigortası sistemi devrededir.
Tanı konulduğu anda tedavi süreci başlar, yüksek maliyetli ilaçlar sistem tarafından karşılanır.
Aile, çocuğunu yaşatmak için kampanya yapmak zorunda kalmaz.
İngiltere’de NHS (National Health Service) bu süreci merkezi olarak yönetir.
Nadir hastalıklar için özel programlar devreye girer, ilaç erişimi devlet güvencesiyle sağlanır.
Süreç kişisel çabaya değil, kamu sorumluluğuna bağlıdır.
Benzer şekilde;
ABD’de belirli hastalık gruplarında devreye giren Medicaid ve özel fon mekanizmaları,
Kanada’da eyalet temelli kamu sağlık sistemi Medicare,
Yeni Zelanda’da ilaç finansmanını yöneten PHARMAC modeli…
Bu tür yüksek maliyetli tedavileri bireyin omzuna bırakmaz, kamu güvencesiyle erişilebilir hale getirir.
Farklı ülkeler… farklı sistemler…
Ama aynı temel yaklaşım:
* Hastalık = bireysel kader değil, kamusal sorumluluk
* Erken teşhis ve kesintisiz takip
* Aileye maddi ve psikolojik destek
* Erişilebilir ve onurlu yaşam hakkı
Çünkü bu sistemler bir gerçeği kabul eder:
Bir çocuğun hayatı, önceliktir.
Bizde ise tablo ortada…
Bir çocuğun yaşama hakkı, kampanyalara, bağışlara, zamana karşı yarışa bırakılmış durumda.
Bu sadece bir eksiklik değil;
Bu, yapısal bir boşluktur.
Ve artık açıkça söylemek gerekir:
Bu alan, kalıcı bir devlet politikasıyla güvence altına alınmak zorundadır.
Hiçbir çocuk “yeterince bağış toplanırsa yaşayacak” denklemine mahkûm edilemez.
Ama bütün bu sözlerin ortasında en ağır gerçek hâlâ karşımızda duruyor:
Eymen beklemiyor.
Sistemler yarın kurulabilir…
Politikalar yarın yazılabilir…
Ama Eymen’in zamanı bugün akıyor.
İşte bu yüzden bugün…
Sadece konuşma değil, sorumluluk günüdür.
Bir destek…
Bir paylaşım…
Bir katkı…
Belki küçük…
Ama bir çocuğun hayatı için yeterli olabilir.
Çünkü bazı hayatlar beklemez.
Ve bazı gecikmelerin telafisi yoktur.
Eymen için geç kalmayalım.





