Üç Dönemdir Aynı Hikâye: Rüşvet Operasyonlarıyla Anılan Bodrum

Yayınlanma : 05 Kasım 2025 09:13
Düzenleme : 05 Kasım 2025 09:24

“Üç dönemdir aynı gerekçeyle Bodrum Belediyesi’nde operasyonlar yapılıyor.
Şikayet eden değişiyor, gözaltına alınan değişiyor ama iddialar aynı kalıyor.”

 

Bodrum’da bir kez daha rüşvet soruşturmasıyla sarsıldık.
CHP’li Meclis Üyesi Niyazi Atare ile CHP Muğla İl Yönetim Kurulu yedek üyesi İbrahim Çırakoğlu tutuklandı.
Daha yargı süreci yeni başlarken, her iki isim hakkında “kesin ihraç” talebiyle disiplin süreci başlatıldı.

Bu karar, Bodrum siyasetinde tartışmanın yönünü değiştirdi.
Olayın vahameti bir kenara bırakıldı; “Atare neden yalnız bırakıldı?” tartışması başladı.
Oysa mesele, birilerini sahiplenmek ya da dışlamak değil; sistemin kendisini tartışmak olmalıydı.


 

Yargı Orada, Ama Biz Yine Mahkeme Kuruyoruz

 

Yargıda olan bir dosyada herkes kendi hükmünü vermeye başladı.
Bir kesim, “Bizim oğlan yapmaz” refleksiyle sahipleniyor;
diğerleri, “Neden kimse sahip çıkmıyor?” diyerek kurumlara yükleniyor.
Herkes savcı, herkes hakim kesilmiş durumda.

Bazı gazeteciler davayı tarif ederken, bazıları da “neden kimse yanlarında değil” sorusuna kilitlenmiş.
Oysa asıl soru bu değil.
Asıl soru şu:
 

Üç dönemdir aynı iddialarla gündeme gelen bir belediye yapısında neden hiçbir şey değişmiyor?


 

Aynı Film, Farklı Oyuncular

Hatırlayalım:
Bundan iki dönem önce Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gözaltına alınmış, bazı dosyalarda ceza da almıştı.
Ardından, Ahmet Aras döneminde yine bir operasyon yapıldı.
Şikayetçi olan bir belediye personeliydi; aynı yöntem, aynı iddialar, aynı sonuç.
Ve bugün, Tamer Mandalinci döneminde bir başka operasyon…
Yine rüşvet iddiası, yine şikayet, yine tutuklama.

Bu kadar tesadüf olur mu?
Üç dönem, üç ayrı yönetim, ama aynı suçlamalar…
Bu tablo artık kişisel değil, sistemsel bir çürümenin göstergesidir.


 

Yalnızlık Değil, Yozlaşma Konuşulmalı

Bodrum kamuoyu, “kim kime sahip çıktı” gibi sığ bir tartışmanın içinde debeleniyor.
Oysa konuşmamız gereken şey, bir kentte üç dönemdir aynı iddiaların tekrarlanıyor olması.
Bu, kişisel bir skandal değil; kurumsal yozlaşmanın süreklilik kazandığı bir yapısal çöküşün işareti.

Turizm kenti, marka kent, dünya kenti diyoruz ama yönetim anlayışı rüşvetle, yolsuzlukla, çıkar ilişkileriyle anılıyor.
Artık rüşvet iddiaları olağanlaştı, sistematik hale geldi.
Toplumun refleksi köreldi.
Yolsuzluk, belediye koridorlarının doğal bir parçası haline geldi.
Ve biz hâlâ “neden yalnız bırakıldı” diye konuşuyoruz.


 

Gerçek Soruyu Soralım

Bu kentte üç dönemdir aynı suçlamalarla belediyeye operasyon yapılıyorsa, orada bireysel hatalardan değil, bozulmuş bir yönetim kültüründen söz etmek gerekir.
Yolsuzluğu sıradanlaştıran, hesap sormayı unutan, etik değerleri bir kenara bırakan bir düzenden...

Bodrum’un asıl meselesi budur.
Birilerini savunmak ya da yargılamak değil, bu kokuşmuş düzeni değiştirmektir.


Son söz:


Rüşvet iddialarının gölgesinde kalan Bodrum, artık kimlerin yalnız kaldığını değil,
neden her dönem aynı suçlarla anıldığını konuşmalı.
Çünkü yalnız kalanlar kişiler değil, Bodrum’un itibarıdır.

  • kutay