Ramazan ayındayız. Bu ayın en güçlü anlamı nedir diye sorulsa çoğumuz aynı cevabı veririz: paylaşmak, bir araya gelmek, aynı sofrada buluşmak.
İftar sofraları bunun için vardır. Sadece yemek yemek için değil; selamlaşmak, konuşmak, kırgınlıkları azaltmak, farklı görüşlerden insanların aynı masa etrafında oturabildiğini hatırlamak için.
Ama görünen o ki siyasi beklenti, ayrıştırıcı söylem ile kanalize çevreci hassasiyetler için artık bir iftar sofrası bile tartışma konusu yapılabiliyor.
Geçtiğimiz günlerde Milas’ta bulunan bir şirketin düzenlediği iftar programına katılan isimler üzerinden koparılan fırtınayı izledik. O sofrada kim vardı, kim oturdu, kim davete icabet etti…
Bir anda mesele iftar değil, adeta bir suç dosyasına dönüştürüldü. Muğla İl Tarım Müdürü Seyfettin Baydar, Milas İlçe Tarım Müdürü Ali Parlu, Milas İlçe Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar ve Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer katıldıkları iftar daveti nedeniyle bir kesim tarafından adeta linç edilmek isteniyor.
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Ne zamandan beri bir iftar davetine icabet etmek suç oldu?
Ramazan’ın anlamı kavga çıkarmak değil, aynı masada oturabilmektir.
Bir davete katılmak, bir sofrada bulunmak, herkesin aynı fikirde olduğu anlamına gelmez. Ama konuşmanın, temasın, diyalogun kapısını açık tutar. Tam da Ramazan’ın ruhuna uygun olan budur.
Bugün toplum olarak en büyük ihtiyacımız olan şey de bu değil mi zaten?
Tartışmak eleştirmek başka, paylaşmanın ve ortaklaşmanın zeminine saldırmak başka…
Milas’ta zeytin konusu uzun zamandır tartışılıyor. Bu tartışmanın olması da gayet doğal. Zeytin bu toprakların hafızasıdır, emeğidir, kültürüdür.
Elbette herkes görüşünü söyleyecek. Eleştiri olacak. İtiraz olacak. Ama eleştiri ile düşmanlık arasında ince bir çizgi vardır.
Son dönemde o çizginin hızla silindiğini görüyoruz. Bir iftar fotoğrafı üzerinden insanların hedef gösterildiği, ithamların havada uçuştuğu bir dil oluştu.
Oysa meseleleri çözmenin yolu bağırmak değil konuşmaktır.
Kavga ederek hiçbir zeytin ağacı korunmaz.
Hakaret ederek hiçbir sorun çözülmez.
Ramazan’ın anlamı hatırlanmalı
Ramazan ayının anlamı sadece oruç tutmak değildir. Sabırdır, empati kurmaktır, kırıcı sözlerden kaçınmaktır.
Bir iftar sofrasını polemik konusu yapmak, o sofraya oturan insanları hedef haline getirmek bu ayın ruhuna ne kadar uygun?
Farklı görüşlerden insanlar aynı sofrada oturabiliyorsa, bu aslında toplum adına umut verici bir şeydir. Çünkü konuşmanın olduğu yerde çözüm ihtimali vardır.
Ama herkesin birbirine bağırdığı bir ortamda sadece gürültü olur.
Zeytin de hepimizin, memleket de
Milas’ın zeytini bu bölgenin en değerli miraslarından biridir. Buna kimsenin itirazı yok. Zeytinin korunması gerektiğini söylemek için herhangi bir siyasi görüşe ya da ideolojiye ihtiyaç da yok.
Ama bir gerçeği de kabul etmek gerekir:
Bu memleket sadece sloganlarla yönetilmiyor.
Enerji, tarım, üretim, istihdam… Hepsi aynı denklemde yer alıyor. Bu meselelerin çözümü de sloganlarla değil, akıl ve diyalogla bulunur.
Bugün yapılması gereken şey toplumu daha fazla kutuplaştırmak değil; herkesin konuşabileceği bir zemini korumaktır.
“Zeytinine sahip çık” çağrısı ve bugünün dili
Bugün zeytinlikler için Milas’ın çeşitli yerlerinde basın açıklamaları yapılacağı duyuruldu. İnsanların düşüncelerini ifade etmesi elbette demokratik bir haktır. Ama bu çağrıların dili de önemlidir.
Toplumu daha fazla ayrıştıran, herkesi karşı karşıya getiren bir dil mi kullanılacak?
Yoksa gerçekten çözüm arayan bir yaklaşım mı olacak?
Asıl soru budur.
Çünkü bu topraklarda yaşayan herkes aynı havayı soluyor, aynı şehirde yaşıyor. Bugün birbirimizi düşman gibi gösterirsek yarın aynı sokakta nasıl yaşayacağız?
Biraz sakinlik, biraz sağduyu
Belki de en çok ihtiyacımız olan şey biraz sakinlik.
Her fotoğrafa öfkeyle bakmamak.
Her daveti düşmanlık sebebi saymamak.
Her farklı görüşü ihanet gibi görmemek.
Ramazan ayı bize tam da bunu hatırlatmak için vardır.
Birlikte oturabilmeyi, birlikte konuşabilmeyi, farklı düşünsek bile aynı sofrada selamlaşabilmeyi…
Çünkü bu memleketin ihtiyacı kavga değil, sağduyudur.
Ramazan sofrası da kavga yeri değildir





