KAZANILMIŞ HAKLARIN PAZARLIĞI VE CHP'NİN SUSKUNLUĞU

Yayınlanma : 04 Ağustos 2025 09:45
Düzenleme : 04 Ağustos 2025 11:07

Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin gazeteci Mustafa Gündoğ hakkında yazdığı bir yazı nedeniyle dava açması, CHP’nin “basın özgürlüğü” konusundaki samimiyetini yeniden sorgulamamıza neden oldu.

 

Daha düne kadar iktidarın basın üzerindeki baskılarından dem vuran, her kürsüde “özgür basın olmadan demokrasi olmaz” diyen CHP, şimdi kendi belediye başkanının gazeteciye karşı açtığı davayı görmezden geliyor. Bu sessizlik, “basın özgürlüğü” söylemlerinin ne kadar ilkesel, ne kadar samimi olduğunu sorgulamamıza yol açıyor.

 

Ancak asıl düşündürücü olan sadece bu dava değil. Belediyede çalışan gazeteci Deniz Özbaş’ın işine son verilmesi ve ardından yaşananlar, CHP’nin halkla arasındaki makasın nasıl açıldığını gösteriyor. Deniz Özbaş, uzun yıllarını Bodrum’da gazeteciliğe vermiş, belediye bünyesinde de emek harcamış bir isimdi. Görevden alınmasının ardından, CHP’li Belediye Koordinatörü Emel Çakaloğlu’nun kendisine “Eylemi bitir, tazminatını verelim” demesi ise kazanılmış bir hakkın nasıl pazarlık konusu yapıldığının en açık göstergesi oldu.

 


Burada mesele sadece bir işten çıkarma değil. Mesele, “hak, hukuk, adalet” diye meydanları inleten bir partinin, kendi belediyesinde emekçinin kazanılmış hakkını masa başında bir pazarlık kalemine indirgemesi. Deniz Özbaş’ın alacağı tazminat, onun yasal ve meşru hakkıdır. Bu hakkın ödenmesi için susması, dava açmaması ya da eylem yapmaması şart koşulamaz. Çünkü hukuk devleti olmak, yasal hakların bir lütufmuş gibi sunulmamasını gerektirir.

 


CHP’nin bu olaylardaki sessizliği ise esasen daha büyük bir sorunun işareti. Parti, halkın yanında durmayı sadece muhalefette olduğu zaman hatırlıyor. İktidarın baskıcı uygulamalarına karşı yüksek sesle konuşan CHP, iş kendi yönettiği belediyelerin hatalarına gelince sessizliğe bürünüyor. Oysa adalet, sadece iktidara karşı değil, kendi içimizde de sağlanması gereken bir erdemdir.


Tamer Mandalinci’nin gazeteciye dava açması, Deniz Özbaş’ın hakkının pazarlık konusu yapılması, CHP’nin Bodrum’daki pratiğinin, söyledikleriyle ne kadar çeliştiğini gözler önüne seriyor. Eğer bir siyasi parti, “kazanılmış hakları” dahi “susarsan veririm” pazarlığına çeviriyorsa, orada adaletten, halkçı belediyecilikten, özgürlükten bahsetmek mümkün değildir.


CHP yönetimi bu konuda sessiz kalarak, sadece Bodrum’daki değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki yurttaşlarına kötü bir mesaj veriyor: “Haklarınız, pazarlık konusu olabilir.” Bu söylemin altından kalkılamaz. Çünkü halk, artık laf değil, tavır görmek istiyor. Ve unutulmasın ki; tavır alınmayan her haksızlık, bir sonraki suskunluğun sebebidir.

  • kutay