CHP ve Yitirilen Demokrasi Kültürü

Yayınlanma : 04 Kasım 2025 09:39
Düzenleme : 04 Kasım 2025 09:41

Her şeyden önce şunu ifade etmek gerekir: Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin demokrasi, emek ve onur mücadelesinin temel taşlarından biridir.


Kuruluşundan bu yana Türkiye’de çok partili hayata geçişin, sendikal mücadelenin, yerel yönetim anlayışının ve laik, çağdaş devlet yapısının öncüsü olmuştur.
Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, bu köklü geleneğin giderek parti içi çıkar dengelerine ve dar kliklerin iradesine terk edildiğini gösteriyor.

 

Kongreler mi, Demokrasi mi?

 

CHP’nin son kongre süreçlerinde yaşananlar, “parti içi demokrasi” kavramının artık sadece bir temenni olarak kaldığını gözler önüne seriyor.
Bodrum’dan başlayarak Muğla ve çevresindeki birçok il ve ilçede tek adaylı, tek listeli kongreler yapıldı.
Delegelere baskı yapıldığı, bazı bölgelerde oyların yönlendirildiği, iradelerin ipotek altına alındığı yönünde iddialar ise giderek büyüyor.

 

Muğla İl Başkan adayı Mehmet Kulbulay Özcan’ın, “delegelerin iradesine baskı yapıldığı” gerekçesiyle adaylıktan çekilmesi, bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri.

 

Bir zamanlar “çarşaf liste” uygulamalarıyla övünen, her üyesine söz hakkı tanıyan CHP, bugün tek sesli, tek merkezden yönetilen bir yapıya dönüşüyor.


Oysa çarşaf liste, CHP’nin özüdür; demokrasinin, liyakatin ve örgüt iradesinin simgesidir.
O listede her partili, emeğiyle, itibarıyla, birikimiyle yer alırdı. Şimdi ise “güç kimdeyse o yönetir” anlayışı hâkim.

 

Yüzde 50+1: İktidarın Matematiği, Muhalefetin Hastalığı

 

Gelinen noktada CHP içinde de “güç kimdeyse o yönetir” mantığı egemen olmaya başladı.
Tıpkı ülke yönetiminde olduğu gibi, parti içinde de yüzde 50+1 sistemi kutsallaştırıldı.
Bir zamanlar bu sistemin antidemokratik olduğunu söyleyenler, şimdi aynı sistemin nimetlerinden yararlanıyor.
Delegelerin büyük bölümünü kontrol eden, tek listeyle seçime giren, sayısal çoğunluğu elinde tutan herkes “kazanan” oluyor.


Ama gerçekte kazanan demokrasi değil, kaybeden örgüt iradesidir.

 

CHP’nin özünde çoğulculuk vardır; farklı seslerin, fikirlerin, kuşakların bir arada durabildiği bir kültür.
Ancak bugün bu kültür, belli grupların kendi varlığını koruma refleksiyle yer değiştirmiş durumda.
Yüzde 50+1 mantığı partinin özündeki eşitlik fikrini çürütüyor; “örgüt” yerini “grup çıkarlarına” bırakıyor.

 

Kültürden Çıkara: Değişen Parti Ruhu

 

CHP’yi var eden şey, iktidar aritmetiği değil, demokrasi kültürüdür.
Ama bugün bu kültür, tek listelerin ve yönlendirilmiş kongrelerin gölgesinde hızla siliniyor.
Partinin tarihine yön veren emekçiler, bir bir kenara itiliyor.
Mazhar Karakaya’nın dediği gibi:

“Cumhuriyet Halk Partisi bireylerin değil, örgüt iradesinin partisidir.”

 

Bu söz aslında bir hatırlatmadır; hem yönetenlere hem susanlara.
Çünkü parti içi demokrasi çöktüğünde, ülke demokrasisinin savunusu da inandırıcılığını yitirir.

 

Sonuç Yerine: Aynaya Bakma Zamanı

 

CHP, tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçiyor.
Yalnızca iktidar hedefi değil, kendi içindeki demokratik değerlerin yeniden inşası da artık bir zorunluluk.
Yoksa yüzde 50+1 ile kazanılan koltuklar, yüzde yüz bir toplumsal güven kaybına dönüşür.

Demokrasi bir matematik değil, bir vicdan meselesidir.
Ve CHP, eğer yeniden halkın umudu olacaksa, önce kendi vicdanına dönmek zorundadır.

  • kutay