Bodrum’da “yerli” siyasetinin sahadaki karşılığı zayıflarken, emeğiyle kente değer katanların belirleyiciliği artıyor
Bodrum Ticaret Odası’nın organ seçimleri geride kaldı.
Seçimi Erdem Ağan’ın başkan adayı olduğu Mavi Liste kazandı. Ancak bu seçimi yalnızca bir ticaret odası seçimi olarak okumak, ortaya çıkan tabloyu eksik değerlendirmek olur.
Çünkü BODTO seçimleri, aynı zamanda Bodrum’un ekonomik hayatının, toplumsal değişiminin ve kentteki güç dengelerinin sandığa yansıdığı önemli bir göstergeydi.
11 meslek komitesinde toplam 2 bin 882 oy kullanıldı. Mavi Liste 1.802 oyla yüzde 63, Beyaz Liste ise 1.069 oyla yüzde 37 oranında kaldı.
Mavi Liste en yüksek oy oranına 9. Komite’de yüzde 81 ile ulaşırken, Beyaz Liste’nin en yüksek oranı 3. Komite’de yüzde 47 oldu.
Seçimlerin dikkat çeken bir başka yönü ise sürecin büyük ölçüde olgunluk içerisinde tamamlanmasıydı.
Ancak sandıktan çıkan sonuçların bundan çok daha önemli bir mesajı var.
BODTO ARTIK SADECE BİR TİCARET ODASI DEĞİL
Seçim öncesinde iki farklı yaklaşımın öne çıktığını gördük.
İbrahim Akkaya ve Beyaz Liste, oda yönetimindeki çalışma biçiminin değiştirilmesi, liyakat, daha etkin bir yönetim ve üyelerin karar süreçlerine daha fazla dahil edilmesi üzerinden bir değişim söylemi kurdu.
Erdem Ağan ve Mavi Liste ise mevcut kurumsal birikimin korunarak bunu üyeye yönelik hizmetler, ticari bağlantılar, yeni iş olanakları ve ekonomik ilişkiler üzerinden geliştirilmesini öne çıkardı.
İki tarafın da aslında farklı biçimlerde “değişim” söylediği bir seçim yaşandı.
Fakat sandıkta ortaya çıkan sonuç, yalnızca iki adayın yarışından ibaret değildi.
Bodrum'un ekonomik ve sosyal yapısındaki dönüşüm de sandığa yansıdı.
“YERLİ” VE “YERLİ OLMAYAN” AYRIMININ SINIRLARI
Bodrum siyasetini uzun yıllardır belirleyen temel tartışmalardan biri, kimin “Bodrumlu”, kimin “sonradan gelen” olduğu üzerinden yürütülüyor.
Bu yaklaşımın kendi içerisinde tarihsel ve sosyolojik bir karşılığı elbette var.
Ancak ekonomik hayatın gerçekliği, bu ayrımı her geçen gün daha fazla anlamsızlaştırıyor.
Çünkü bugün Bodrum’da yaşayan ve üreten insanların önemli bir bölümü farklı kentlerden geldi.
Van’dan, Ağrı’dan, Kars’tan, Diyarbakır’dan, Mardin’den, Batman’dan, Şanlıurfa’dan ve Türkiye’nin başka bölgelerinden Bodrum’a gelen insanlar, artık yalnızca bu kentin nüfusuna dahil değil.
Bu insanlar Bodrum’un ekonomisinin de parçası.
Yıllardır burada işletme kuruyorlar.
İstihdam yaratıyorlar.
Vergi ödüyorlar.
Üretiyorlar.
Ticaret yapıyorlar.
Sosyal hayatın içerisinde yer alıyorlar.
Kente yatırım yapıyorlar.
Ve belki de en önemlisi, Bodrum’a emek veriyorlar.
Dolayısıyla siyasal ve ekonomik temsil açısından mesele artık “Nerelisin?” sorusundan çok “Bodrum için ne ürettin?” sorusuna doğru evriliyor.
BODTO seçimlerinin en önemli sonuçlarından biri de bence tam olarak burada ortaya çıktı.
SAHADAKİ DEĞİŞİM SANDIĞA YANSIDI
Seçim sürecini sahada izleyen bir gazeteci olarak gördüğüm önemli noktalardan biri şuydu:
Bodrum’un farklı toplumsal kesimleri seçim sürecine önceki dönemlere göre çok daha fazla dahil oldu.
Özellikle farklı kentlerden gelerek yıllardır Bodrum’da yaşayan, iş kuran ve ekonomik değer yaratan insanların seçim sürecindeki ağırlığı dikkat çekiciydi.
Bu insanlar yalnızca seçmen olarak kalmadı.
Listelerde yer aldılar.
Komitelerde aday oldular.
Çalıştılar.
Üye ziyaretleri gerçekleştirdiler.
Kendi çevrelerinin ötesine ulaşmaya çalıştılar.
Ve ortaya çıkan sonuç, bu kesimin artık Bodrum’daki ekonomik ve siyasal dengelerde göz ardı edilemeyecek bir ağırlığa sahip olduğunu gösterdi.
Bu nedenle BODTO seçimlerini yalnızca “Mavi kazandı, Beyaz kaybetti” şeklinde okumak bana göre doğru değil.
Asıl mesele, Bodrum’daki ekonomik temsil anlayışının değişiyor olmasıdır.
“ÜRETEN BİZİZ, YÖNETEN DE BİZ OLACAĞIZ”
Seçim sürecinde dikkat çeken isimlere baktığımızda bu yeni anlayışın izlerini görmek mümkün.
Mehmet Yıldız, Mehmet Salih Arslan, Bozan Yıldırım, Veysi Gönenç, Hamdullah Öztürk, Medeni Yiğit, Bahattin Öztürk, Cevat Kaya gibi isimler farklı sektörlerdeki üretimleri, ticari faaliyetleri ve Bodrum ekonomisine sağladıkları katkılarla öne çıkıyor.
Bu isimlerin ortak noktası ise yalnızca belirli bir siyasi veya toplumsal çevreye ait olmaları değil.
Üretmeleri.
İstihdam yaratmaları.
Ticari faaliyet yürütmeleri.
Bodrum ekonomisine katkı sağlamaları.
Ve bunu yıllardır bu kentte yapmaları.
Burada “liyakat” kavramı önem kazanıyor.
Çünkü liyakat yalnızca diplomaya, unvana veya geçmişteki siyasi ilişkilere bakmak değildir.
Bazen en güçlü liyakat ölçüsü, ortaya koyduğunuz iştir.
Kaç kişiye istihdam sağladığınız…
Kaç yıldır bu kentte üretim yaptığınız…
Kaç kişiye dokunduğunuz…
Kent ekonomisine ne kattığınız…
Bunların tamamı birer liyakat göstergesidir.
REALİTE VAR, AMA KARŞILIĞI KALMAYAN BİR “YERLİLİK” SÖYLEMİ DE VAR
Bodrum'da uzun zamandır “yerli” kavramı üzerinden kurulan bir ekonomik ve siyasi yaklaşım bulunuyor.
Bu yaklaşımın tarihsel olarak anlaşılabilir tarafları var.
Fakat sorun şu:
Bir söylemin gerçek olması, toplumsal karşılığının da sonsuza kadar devam edeceği anlamına gelmiyor.
Bugün Bodrum’un ekonomik hayatına baktığımızda, kente sonradan gelen insanların artık ekonominin merkezinde olduğunu görüyoruz.
Dolayısıyla “yerli olan yönetir, dışarıdan gelen izler” biçimindeki eski yaklaşımın sahadaki karşılığı giderek zayıflıyor.
Çünkü Bodrum artık yalnızca doğum yeri üzerinden tanımlanan bir kent değil.
Emek üzerinden tanımlanan bir kent haline geliyor.
Bence BODTO seçimlerinin en önemli siyasal iletişim mesajlarından biri tam da burada.
BODRUM’UN YENİ AİDİYET TANIMI
Bodrum’da aidiyetin yeni tanımı belki de şu:
“Nereden geldiğin değil, Bodrum’a ne kattığın.”
Bu, ekonomik açıdan da siyasi açıdan da oldukça önemli.
Çünkü bir kente aidiyet sadece nüfus kaydında yazan yerle belirlenmez.
Bir insan 30-40 yıldır Bodrum’da yaşıyor, burada çocuklarını büyütüyor, burada işletme kuruyor, onlarca kişiye iş veriyor, vergi ödüyor ve sosyal sorumluluk projelerine katkı sağlıyorsa, o insanın Bodrum’la kurduğu ilişkiyi yalnızca “sonradan geldi” diyerek tarif etmek artık mümkün değildir.
Hatta tam tersine…
Bodrum’un geleceğini belirleyecek olan kesimlerden biri tam da bu insanlardır.
ŞİMDİ SIRA ERDEM AĞAN’DA
Fakat seçim burada bitmiyor.
Asıl hikâye şimdi başlıyor.
Erdem Ağan ve ekibi yüzde 63'lük bir oyla önemli bir sorumluluk aldı.
Şimdi merak edilen şu:
Seçim sürecinde sahada görünen bu yeni ekonomik ve toplumsal temsil anlayışı, yönetim süreçlerine ne kadar yansıyacak?
Komitelerde güçlü biçimde yer alan bu isimler karar mekanizmalarında ne kadar etkili olacak?
Üreten, istihdam yaratan ve Bodrum'a ekonomik değer katan insanların görüşleri BODTO'nun yönetim anlayışında ne kadar karşılık bulacak?
Çünkü mesele artık yalnızca seçimi kazanmak değil.
Mesele, seçimde ortaya çıkan temsil iradesini yönetime taşıyabilmek.
BODRUM TİCARET ODASI’NIN EKONOMİK POLİTİKASI NE OLACAK?
Erdem Ağan yönetiminin önündeki en önemli sınavlardan biri de burada.
Bodrum’un yeni ekonomik gerçekliğini okuyabilmek.
Kenti yalnızca belirli bir sermaye grubunun, belirli bir sosyal çevrenin veya geçmişten gelen güç ilişkilerinin üzerinden değil; üreten, çalışan, yatırım yapan, istihdam yaratan bütün kesimlerin ortak zemini üzerinden değerlendirmek.
Eğer bunu başarabilirse BODTO, yalnızca üyelerine hizmet veren bir meslek kuruluşu olmaktan çıkıp Bodrum’un ekonomik geleceğine yön veren bir aktöre dönüşebilir.
Çünkü bugün Bodrum'un ihtiyacı olan şey yeni bir “yerli-yabancı” tartışması değil.
Yeni bir ekonomik ortaklık anlayışı.
Ve bu ortaklığın temelinde de tek bir kriter olmalı:
Bodrum’a değer katmak.
BODTO seçimlerinin bana göre en önemli sonucu budur.
Bodrum’da “kimden olduğun” değil, “ne ürettiğin” daha fazla önem kazanmaya başladı.
Ve görünen o ki bundan sonraki BODTO seçimleri çok daha renkli, çok daha rekabetçi ve çok daha fazla adaylı geçecek.
Çünkü Bodrum değişiyor.
Ekonomisi değişiyor.
Toplumsal yapısı değişiyor.
Siyaseti değişiyor.
Ve artık temsil anlayışı da değişiyor.
Asıl soru ise şu:
Bu değişimi kim okuyacak ve Bodrum’un yeni ekonomik politikasını kim kuracak?






