Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bir tüp bebek kliniğinde yaşanan donör skandalı, çoğu İngiliz vatandaşı olan en az 30 çocuğun genetik kökenlerinin belirsizliğe sürüklendiğini ortaya koydu. Aileler, çocuklarının kendileri tarafından seçilen sperm veya yumurta donörleri yerine farklı kişilerin genetik materyaliyle dünyaya gelmiş olabileceğinden şüpheleniyor.
Yıllar sonra ortaya çıkan gerçekler
2012 ile 2024 yılları arasında dünyaya gelen çocuklardan alınan DNA testleri, 11'inin genetik bağlarının Türkiye ve komşu ülkelerle örtüştüğünü gösterdi. Bu durum, ailelerin tedavi sürecinde kendilerine sunulan bilgilerin doğruluğu hakkında ciddi şüpheler duymasına neden oldu. Birçok aile, özellikle çocuklarının fiziksel özellikleri ve sağlık geçmişi gibi kriterlere göre titizlikle seçtikleri donörlerin gerçekten kullanılıp kullanılmadığı konusunda endişeli.
13 yıl sonra DNA testi gerçeği gözler önüne serdi
Rachel isimli bir anne, 2012 yılında bir tüp bebek merkezinde tedavi gördü. Danimarka merkezli bir firmadan sperm donörü belirleyen Rachel, oğlu Jonah'ın fiziksel görünümü ve kendisine verilen bilgilerdeki tutarsızlıklar üzerine şüphelenmeye başladı. Yaptırdığı DNA testi, Jonah'ın kendisinin biyolojik çocuğu olduğunu ancak seçilen donörden olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Yapılan incelemelerde, kliniğe o spesifik donöre ait sperm numunesinin hiç gönderilmediği anlaşıldı. Bu donörün spermini sağlayan şirketin ise 2016 yılında, sipariş edilen sperm numunesinin hastaya iletilmemesi gerekçesiyle kliniği 'kara listeye' aldığı belirtildi. Olayın ardından KKTC Sağlık Bakanlığı soruşturma başlattı.








