EKONOMİ
Yayınlanma : 13 Haziran 2026 01:00

Kritik madenler için dünya sahnesi ısınıyor: Yeni bir küresel yarış mı başlıyor?

Kritik madenler için dünya sahnesi ısınıyor: Yeni bir küresel yarış mı başlıyor?
UNCTAD raporu, temiz enerji dönüşümüyle kritik minerallere talebin fırladığını, ancak tedarik zincirlerinin sınırlı ülkelerde yoğunlaştığını ve küresel bir rekabeti tetiklediğini belirtiyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu'nun (UNCTAD) son raporu, dünyayı kritik minerallerin küresel ticaretindeki yeni döneme dikkat çekiyor. Artan talep ve jeopolitik rekabet, bu hayati öneme sahip madenlerin kaderini yeniden çiziyor. Güçlü sanayi politikaları ve uluslararası rekabet, bu mineralleri adeta birer stratejik varlık haline getirmiş durumda.

sempati mobilya

TEMİZ ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ TALEBİ KÖRÜKLÜYOR

Küresel ekonomi, temiz enerji sistemleri, elektrifikasyon ve dijital teknolojilere doğru hızla evriliyor. Bu dönüşümün merkezinde ise bakır, nikel, lityum, kobalt ve nadir toprak elementleri gibi kritik mineraller yer alıyor. UNCTAD'ın tahminlerine göre, lityum talebinin 2040 yılına kadar yüzde 350, grafit talebinin ise yüzde 130'un üzerinde artması bekleniyor. Bu durum, söz konusu madenlere olan bağımlılığın ve dolayısıyla stratejik öneminin katlanarak artacağını gösteriyor.

TEDARİK ZİNCİRLERİNDEKİ YOĞUNLAŞMA RİSK YARATIYOR

Ancak işin bir de riskli boyutu var: Kritik minerallerin tedarik zincirleri, maalesef kısıtlı sayıda ülkenin kontrolünde. Demokratik Kongo Cumhuriyeti, küresel kobalt üretiminin yüzde 74'ünü tek başına karşılarken, Çin doğal grafitin yüzde 78'ine hakim. Lityum üretiminde ise Avustralya, Şili ve Çin, küresel payın yüzde 70'ini oluşturuyor. Bu yoğunlaşma, küresel tedarik güvenliği açısından ciddi endişelere yol açıyor. Hükümetler, artan talep ve tedarik riskleri karşısında kritik mineral arzını güvence altına almak, ulusal madencilik kapasitelerini geliştirmek ve küresel tedarik zincirlerindeki konumlarını güçlendirmek için ticaret politikalarını birer araç olarak kullanmaya başladılar. UNCTAD verileri, 2020'den bu yana kritik minerallere yönelik yaklaşık 100 farklı ihracat kısıtlaması veya önleminin devreye alındığını ortaya koyuyor. Bu durum, giderek artan bir rekabet ortamının ve potansiyel olarak 'parçalanmış bir sistemin' habercisi olarak görülüyor. Böyle bir sistemin, fiyatları yükseltebileceği, yatırım kararlarını zorlaştırabileceği ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskı oluşturabileceği öngörülüyor. UNCTAD, bu alanda daha koordineli bir yaklaşım benimsenmesini önererek, geleceğin bu kritik minerallerin dayanıklılık ve küresel kalkınmanın temeli mi, yoksa parçalanmış bir sistemin parçası mı olacağını belirleyeceğini vurguluyor.