Daha önce verimsiz kabul edilen veya teknolojik yetersizlikler nedeniyle göz ardı edilen yer altı kaynakları, Çin'in envanter güncellemesiyle küresel dengeleri değiştirecek bir tablo ortaya koydu. Bloomberg'in bildirdiğine göre, Çin'in ülke çapında bir yıldır süren kapsamlı envanter çalışması, stratejik maden rezervlerinde görülmemiş bir artış sağladı. Çin Doğal Kaynaklar Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen projede, 100'den fazla kurum ve yaklaşık 2 bin jeolog görev aldı. 1.800'den fazla maden sahasındaki 17 kritik mineral türü yeniden incelendi.
Yüksek teknoloji metallerinde rekor artış
Eski kriterlere göre düşük kaliteli sayılan veya erişimi zor olan rezervler, gelişmiş madencilik ve ayrıştırma teknolojileriyle değerlendirildi. Sonuçlar, özellikle savunma ve havacılık sanayisi için hayati önem taşıyan metallerde rekor artışlar gösterdi. Renyum rezervi %200'den fazla artarken, altın rezervlerindeki artışın 50 büyük maden yatağına, nikeldeki artışın ise 30 büyük maden yatağına denk geldiği hesaplandı. Galyum, indiyum, tantalyum ve vanadyum gibi yüksek teknoloji metallerinde ise her biri için en az 10 büyük yatağa eşdeğer hacim artışı raporlandı.
Yeni keşifler ve devasa altın yatağı
Uzmanlar, sadece mevcut yatakları güncellemekle kalmayıp yeni keşiflere de imza attı. Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde tespit edilen yeni zirkon yatağı, Pekin yönetiminin ithalata bağımlı olduğu kritik bir alanda dengeyi değiştirebilir. Zirkonyum, nükleer reaktör yakıt elemanı kaplamaları ve uzay-havacılık araçlarında kullanılıyor. Çin, Anhui eyaletindeki bakır-altın sahası ve Asya'nın en büyük deniz altı altın yatağı keşfinin ardından, Liaoning eyaletindeki Dadonggou yatağında ortalama ton başına 0,56 gram tenöre sahip yaklaşık 2,58 milyar ton cevher tespit etti. Bu saha, 1949'dan bu yana ülkede kayıtlara geçen en büyük altın yatağı olarak bildirildi ve tek başına 1.444 ton saf altın içeriyor. Bu yer altı zenginlikleri, Çin'in küresel tedarik zincirindeki konumunu güçlendirirken, batarya, nükleer ve savunma sanayilerinde ihtiyaç duyduğu stratejik hammaddeleri uzun vadede güvence altına aldığını gösteriyor.









