Amerika Birleşik Devletleri'nin federal borcunun ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşması, küresel finans piyasalarında endişelere yol açtı. Bu rakam, ülkenin geçen yılki Gayrisafi Yurt İçi Hasılasının (GSYH) yüzde 130'una denk gelirken, hükümetin bütçe açığı da GSYH'nin yaklaşık yüzde 6'sı seviyesinde seyrediyor.
Tahvil getirilerindeki yükseliş piyasaları sarstı
Bu durum, 30 yıllık tahvil getirilerinin yüzde 5,3'ü aşarak 2007'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşmasına neden oldu. ABD Hazine Bakanlığı'nın, gelecek aydan itibaren uzun vadeli borçlanma araçlarından kendi alımlarını artıracağı açıklaması, Deutsche Bank analistleri tarafından yönetimin tahvil getirilerindeki artıştan duyduğu "artan rahatsızlığın" bir göstergesi olarak yorumlandı. Tahvil piyasalarındaki bu dalgalanmalar sadece kamu borcuyla sınırlı kalmadı. Yapay zeka yatırımları için veri merkezi finansmanına yönelen büyük teknoloji şirketleri, yaklaşık 75 milyar dolarlık tahvil satışı gerçekleştirdi. Goldman Sachs'a göre bu satışlar, teknoloji şirketlerinin toplam borçlanma miktarını geçen yıla oranla neredeyse ikiye katladı. Avrupa ülkeleri İngiltere, Fransa ve Almanya'da da uzun vadeli tahvil getirileri 10 yılı aşkın süredir görülmeyen seviyelere ulaşırken, Japonya'da 30 yıllık tahvil getirileri rekor seviyelere yaklaştı.








