• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
EKONOMİ
Yayınlanma : 06 Eylül 2026 11:03

Küresel borçlanma maliyetleri artıyor: Yeni dönem başlıyor

Küresel borçlanma maliyetleri artıyor: Yeni dönem başlıyor
Küresel tahvil piyasalarındaki satışlar, ABD'nin artan kamu borcu, yüksek petrol fiyatları ve enflasyonist baskılar nedeniyle borçlanmanın pahalılaşacağı yeni bir dönemi işaret ediyor. Faizler yükselirken, gelişmekte olan ülkeler için riskl

Küresel tahvil piyasalarında yaşanan satışlar, borçlanmanın eskisi kadar ucuz olmayacağı yeni bir dönemin habercisi. Amerika Birleşik Devletleri'nin 40 trilyon doları aşan kamu borcu, yükselen petrol fiyatları ve enflasyonist baskılar faiz oranlarını yukarı çekiyor.

ABD tahvil getirilerinde rekor artış

ABD'de 10 yıllık Hazine tahvili getirisi sadece on günde %4,64'ten %4,8'e fırladı. 30 yıllık tahvil getirisi ise bu hafta içinde 2008'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Capital Economics Başekonomisti Neil Shearing, yatırımcıların ABD'nin mali durumunu yeniden değerlendirdiğini ve Washington'ın borç sorununa yönelik bir planının olmadığını belirtti. Piyasalar, ABD'nin bütçe açığının GSYH'nin %6'sı civarında kalacağını öngörüyor, bu da kamu borcu endişelerini artırıyor.

Enflasyon ve teknoloji şirketlerinin borçlanması

Tahvil piyasasındaki satışların arkasında sadece kamu borcu değil. ABD-İran arasındaki gerilimin artmasıyla petrol fiyatlarının 90 doları aşması, enflasyonun yeniden hızlanabileceği korkusunu körüklüyor. Merkez bankalarının faiz artırma olasılığı, tahvil getirilerini daha da yükseltebilir. Teknoloji şirketleri de bu duruma ayak uydurarak yapay zeka veri merkezlerini finanse etmek için bu yıl 135 milyar dolarlık tahvil ihraç etti. Bu rakam, 2020-2024 dönemindeki yıllık ortalama 35 milyar doların oldukça üzerinde.

Konut kredileri ve gelişmekte olan ülkeler için riskler

Yüksek tahvil getirileri, devletlerin faiz harcamalarını artırırken şirketlerin yatırım ve tüketicilerin kredi maliyetlerini de yükseltiyor. İngiltere'de kamu harcamalarının önemli bir kısmı borç faizine gidiyor. Gelişmekte olan ülkeler için ise durum daha kritik. Borçlarını daha yüksek faizle çevirmek zorunda kalan bu ülkelerin sağlık, eğitim ve iklim yatırımları için ayırabileceği kaynaklar azalabilir. Tahvil piyasalarındaki satış dalgası hafiflese de getiriler yüksek kalmaya devam ediyor. Asıl soru, bu durumun geçici bir dalgalanma mı yoksa küresel ekonominin daha yüksek borçlanma maliyetlerine geçişinin bir işareti mi olduğu.