Yılın ilk yarısında küresel tahvil piyasaları, Orta Doğu'daki jeopolitik tansiyonun yükselmesiyle birlikte sert satış baskısıyla karşılaştı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve Tahran'ın misillemeleriyle bölgesel çatışmaya dönüşen gerilim, özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği ve artan petrol fiyatları üzerinden enflasyonist endişeleri körükledi. Bu durum, daha önce beklenen faiz indirimlerini erteleyen merkez bankalarını daha 'şahin' bir duruş sergilemeye itti.
PETROL FİYATLARI VE FAİZ BEKLENTİLERİNDE DEĞİŞİM
Başlangıçta azalan enflasyon ve merkez bankalarının faiz indirimlerine gideceği beklentileriyle yatay bir seyir izleyen küresel tahvil piyasaları, Orta Doğu'daki krizin patlak vermesiyle birlikte köklü bir dönüşüm yaşadı. İran-İsrail geriliminin artması, petrol fiyatlarında yükselişe ve bunun sonucunda enflasyonist baskıların güçleneceği öngörülerine yol açtı. Bu gelişmeler, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yıl içinde iki faiz indirimi yapabileceği yönündeki piyasa beklentilerini tamamen tersine çevirdi. Artık piyasalar, Fed'in yıl sonuna kadar bir faiz artışı yapabileceği ihtimalini dahi göz ardı etmiyor. Bu değişim, ABD'nin 5 ve 10 yıllık tahvil faizlerinde belirgin yükselişlere neden oldu; 5 yıllık tahvil faizi yüzde 4,23'e, 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,47'ye tırmandı. Hatta 5 yıllık tahvil faizi Şubat 2025'ten, 10 yıllık tahvil faizi ise Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı.
AVRUPA VE ASYA'DA BENZER ETKİLER
Avrupa cephesinde de benzer bir tablo hakimdi. Orta Doğu'daki riskler, enerji arzına yönelik endişeleri artırdı ve bölgedeki enflasyonist baskıları tetikledi. Bu durum, Avrupa Merkez Bankası'nı (ECB) daha sıkı para politikası adımları atmaya yöneltti. ECB, Haziran 2025'teki son para politikası toplantısında 25 baz puanlık bir faiz indirimi yapmış olsa da, son dönemde enflasyon risklerindeki artışa paralel olarak faiz artırımına gitti. Bu hamle, ECB'nin Orta Doğu'daki enerji maliyetlerindeki artışa karşı attığı ilk 'şahin' adım olarak kayıtlara geçti ve Eylül 2023'ten bu yana ilk faiz artışı oldu. Asya piyasalarında da benzer etkiler görüldü. Japon yeninin dolar karşısında değer kaybetmesi enflasyon risklerini artırırken, Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi 1997'den bu yana en yüksek seviyesini gördü. Çin'de ise tahvil piyasası alıcılı bir seyir izleyerek faizlerin gerilemesine neden oldu. Analistler, petrol fiyatlarının yüksek seyrinin devam etmesi halinde küresel tahvil faizlerinde istikrarlı bir yükselişin sürebileceğini, aksi takdirde yeniden enflasyon endişelerinin faizleri tekrar yukarı taşıyabileceğini belirtiyor.








