Tarihin tozlu sayfalarından sızan bir trajedi, 1973 yılında Polonya'yı adeta dehşete düşürdü. Ülkenin en önemli şahsiyetlerinden, Polonya Kralı ve Litvanya Büyük Dükü IV. Casimir Jagiellon'un mezarı, özel izinle açıldığında, ardında ölümcül bir sır perdesini de araladı. Krakow Başpiskoposu Karol Wojtyła'nın (geleceğin Papa II. Jean Paul'ü) verdiği özel izinle mezara giren 12 kişilik araştırma ekibinden tam 15 kişi, günler, haftalar ve hatta yıllar içinde gizemli bir şekilde hayatını kaybetti. Bu olay, arkeoloji dünyasında "lanetli mezar" efsanelerini yeniden alevlendirdi, ancak gerçekler çok daha derindeydi.
ÖLÜMCÜL MANTAR AĞI YÜZYILLARCA BEKLEMİŞ
Mezara girmeden önce "mumya laneti" gibi hikayelerle dalga geçen araştırmacılar, aslında doğanın kendisinin hazırladığı ölümcül bir tuzakla karşılaştılar. Mikrobiyolog Bolesław Smyk'in yaptığı incelemeler sonucunda, mezarın içinden alınan örneklerde yoğun miktarda Aspergillus flavus, Penicillium rubrum ve Penicillium rugulosum mantarlarının ürediği ortaya çıktı. Özellikle Aspergillus flavus'un ürettiği aflatoksin adlı zehirli ve kanserojen madde, normalde hafif reaksiyonlara yol açsa da, 500 yıl boyunca izole ve havasız bir ortamda birikerek ölümcül bir konsantrasyona ulaşmıştı. Mezar açıldığı an havaya karışan bu sporlar, araştırmacıların akciğerlerine yerleşerek karaciğer ve akciğer yetmezliğinden ölümlerine neden oldu.
TARİHİN 'LANET' KISMINDA BİLİMSEL GERÇEK YATIYOR
IV. Casimir'in 1492'deki ölümünün ardından, dönemin görevlilerinin çürümeyi ve kokuyu önlemek amacıyla kralın bedenini kalın kumaşlarla kaplaması, özel reçineler sürmesi ve mezarı mühürlemesi, farkında olmadan mantarlar için adeta bir ziyafet sofrası hazırlamıştı. Nem, sıcaklık ve organik materyaller, Aspergillus flavus'un yüzyıllar boyunca gelişip devasa bir koloni kurmasına zemin hazırladı. 2015 yılında yapılan bir araştırma ise, Polonya'daki tarihi kriptaların hava kalitesinin hala mesleki maruz kalma sınırlarının üzerinde olduğunu doğrulayarak, bu tür alanlarda çalışanların özel koruyucu ekipman kullanması gerektiği yönünde uyarılar yaptı. IV. Casimir'in trajik hikayesi, tarihteki pek çok "lanet" olayının ardında yatan mikroskobik gerçekleri bilimsel olarak kanıtlayan çarpıcı bir örnek olarak tarihe geçti.








