• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
SAĞLIK
Yayınlanma : 04 Kasım 2026 12:47

Parkinson: Titreme değil, koku kaybı ve uyku bozuklukları ilk belirti olabilir

Parkinson: Titreme değil, koku kaybı ve uyku bozuklukları ilk belirti olabilir
Parkinson hastalığının ilk belirtileri titreme değil, koku kaybı, uyku bozuklukları ve kabızlık gibi motor bulgulardan yıllar önce ortaya çıkabilen sinyaller olabilir. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, erken teşhisin önemini vurguladı.

Parkinson hastalığı yalnızca ellerdeki titremeyle kendini göstermiyor. Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, hastalığın motor bulgularından yıllar önce koku kaybı, uyku bozuklukları ve kabızlık gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirtti. Uysal, erken teşhis ve doğru yaşam tarzı planlamasının önemini vurguladı.

Erken Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli

Parkinson denildiğinde akla ilk gelen motor bulguların (titreme, yavaş yürüyüş, hareket güçlüğü) yanı sıra, hastalık bu belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce koku kaybı, uykuda bağırma ve tekme atma veya kronik kabızlık gibi daha sessiz sinyallerle kendini gösterebiliyor. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu durumun ilk bakışta birbirinden bağımsız şikayetler gibi görünebileceğini ancak bazı kişilerde Parkinson'un motor bulgularından çok önce ortaya çıkabildiğini ifade etti. Uysal, “Örneğin yıllardır kokuları eskisi kadar iyi alamayan, uykusunda rüyalarını adeta yaşayan, bağıran, tekme atan veya uzun süredir kabızlık yaşayan birini düşünün. Bunlar ilk bakışta birbirinden tamamen bağımsız şikayetler gibi görünebilir. Oysa bazı kişilerde bu belirtiler, Parkinson hastalığının motor bulgularından yıllar önce ortaya çıkabiliyor” dedi.

Tedavide Yeni Seçenekler ve Yaşam Tarzı

Hastalığın ilerleyen evrelerinde ilaçların etkinliğinin azalması durumunda modern tıbbın sunduğu farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu seçenekler arasında farklı etki mekanizmalarına sahip ilaçlar, sürekli ilaç veren infüzyon sistemleri ve derin beyin stimülasyonu (beyin pili) bulunduğunu söyledi. Beyin pili tedavisinin hastalığı ortadan kaldırmadığını ancak titreme ve hareket yavaşlığını önemli ölçüde azalttığını belirtti. Hastalıkla mücadelede hareketli olmanın ve sosyal yaşamın önemine de değinen Uysal, dansın beyin üzerindeki olumlu etkisini vurguladı. Uysal, hasta yakınlarına da seslenerek aşırı korumacı tavırların hastanın bağımsızlığını zedelediğini ve kişiye kendi hayatı üzerindeki kontrolünü sürdürebilmesi için zaman tanınması gerektiğini ifade etti.