Türkiye'de düzenlenen NATO Zirvesi'ne davet edilmeyen Gürcistan'da hükümetin dış politikası sert eleştirilerin odağı haline geldi. Katar, Japonya ve Ukrayna gibi pek çok ülkenin katıldığı zirvede Gürcistan'ın yer almaması, "uluslararası izolasyon" endişelerini yeniden alevlendirdi. Özellikle son on yıldır Avrupa Birliği (AB) ve NATO ile yakınlaşmayı temel bir strateji olarak benimseyen Gürcistan'ın bu kez resmi zirve programında bulunmaması, ülkenin stratejik önemini yitirdiği yönündeki eleştirilere neden oldu.
İKTİDAR VE MUHALEFET KARŞI KARŞIYA
İktidar partisi Gürcü Hayali'nin temsilcileri, bu durumun Ankara'daki zirvede uygulanan formatın değişmesinden kaynaklandığını savunarak iddiaları reddetti. Ancak muhalefet partileri ve siyasi analistler, Gürcistan'ın artık "güvenilmez" bir ortak olarak görülmeye başlandığına dikkat çekiyor. Ülkenin eski NATO Daimi Temsilcisi Levan Dolidze de mevcut dış politikanın ulusal çıkarlara ciddi zararlar verdiğini ve Gürcistan'ın sadece NATO değil, AB içindeki tartışmalardan da dışlandığını vurguladı.
AB SÜRECİ VE YABANCI ETKİ YASASI TARTIŞMALARI
Gürcistan'ın Batı ile olan ilişkileri, ülkede kabul edilen "yabancı etki" yasası ve sonrasında hükümet karşıtı protestoların yoğunlaşmasıyla zaten gerilmişti. Bu gelişmelerin ardından AB'nin Gürcistan'ın üyelik sürecini süresiz olarak askıya alması, Başbakan Irakli Kobakhidze'nin daha önce AB ile müzakereleri askıya alma kararıyla birleşince, Gürcistan'ın uluslararası platformlardaki konumu daha da sorgulanır hale geldi. Bu durum, ülkenin dış politikasının geleceği hakkında ciddi soru işaretleri doğuruyor.








