Bilim insanları, bir ekosisteme dahil edilen önemli bir türün ekolojik dengeleri nasıl köklü bir şekilde değiştirebileceğini gösteren önemli bir çalışmaya imza attı.
30 bizon bölgeye salındı
1987 yılında Kansas’taki bozkır alanına bırakılan 30 bizon, yaklaşık 30 yıl içerisinde bölgedeki bitki çeşitliliğini beklenmedik ölçüde artırarak doğal yapıyı olumlu bir biçimde dönüştürdü. Konza Prairie Biyolojik İstasyonu'nda yapılan araştırmada; bizonların otladığı alanlar, geleneksel olarak sığır otlatılan bölgeler ve tamamen otçul bulunmayan araziler uzun yıllar boyunca karşılaştırıldı. Elde edilen veriler, bizonların otladığı alanlardaki yerli bitki çeşitliliğinin, otçul olmayan alanlara göre yüzde 103 daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, bu önemli değişimi bizonların beslenme ve alan kullanım alışkanlıklarıyla ilişkilendiriyor. Belirli ot türlerine odaklanan bizonlar, baskın bitkilerin gelişimini engelleyerek diğer türlerin büyümesine olanak tanıyor. Ayrıca, toz banyoları ve çiğneme hareketleriyle toprakta oluşturdukları fiziksel değişimler, çeşitli bitki türleri için zengin bir yetişme ortamı sağlıyor.
İstilacı türlerden değil, yerli bitkilerden kaynaklanıyor
Araştırmacılar, bitki örtüsündeki artışın istilacı türlerden değil, tamamen bölgenin kendi yerli çayır bitkilerinden kaynaklandığını belirtiyor. Çalışma, bizonların sığırlarla karşılaştırıldığında ekosistem üzerindeki etkisinin çok daha güçlü olduğunu gösteriyor. Sığır otlatılan alanlardaki çeşitlilik artışı yüzde 30 ila 41 seviyelerinde kalırken, bizonların varlığı çok daha yüksek bir etki sağlıyor. Bu biyolojik çeşitlilik, bölgeyi 2011-2012 yıllarında yaşanan en şiddetli kuraklık dönemine karşı dirençli hale getirdi. Kuraklık döneminde geçici bir düşüş yaşansa da bizonların bulunduğu alanlar birkaç yıl içinde eski çeşitliliğine geri döndü. Uzmanlar, çeşitlenen bitki örtüsünün su ve besin kaynaklarını farklı şekillerde kullanması sayesinde ekosistemin aşırı iklim olaylarını daha hızlı atlatabildiğini vurguluyor.








