• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
DÜNYA
Yayınlanma : 26 Ağustos 2026 15:37

Hiçbir ülkenin sahip çıkmadığı devasa Antarktika toprağı

Hiçbir ülkenin sahip çıkmadığı devasa Antarktika toprağı
Antarktika'daki Marie Byrd Toprakları, 1,6 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle dünyanın en büyük sahipsiz alanı. Altındaki 138 volkanik sıcak nokta iklimi etkilerken, büyük devletler veri toplama yarışına girdi.

Batı Antarktika'da yer alan 1,6 milyon kilometrekarelik Marie Byrd Toprakları, yeryüzündeki en büyük ve hiçbir devletin resmi hak iddia etmediği sahipsiz alan olma özelliğini koruyor. İran ve Moğolistan'dan daha geniş bir alana yayılan bu buz kütlesinin altında, küresel iklim dengelerini doğrudan etkileyen 138 volkanik sıcak nokta ve jeotermal ısı akışı bulunuyor.

Buzun altındaki jeotermal aktivite iklimi etkiliyor

Uluslararası araştırmalar, buz tabakasının altındaki jeotermal ısı akışının tahmin edilenden yüzde 50 daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Yerin 1200 kilometre derinliğindeki bir manto plümununa bağlı olduğu düşünülen en az 138 volkanik sıcak nokta tespit edildi. Bu güçlü volkanik ısı kaynağının, Thwaites Buzulu'nu yılda 15 santimetre hızla erittiği ve bu durumun deniz seviyesindeki yükselme tahminlerini önemli ölçüde değiştirdiği belirtiliyor.

Büyük güçler veri toplama yarışında

1959 Antarktika Antlaşması yeni egemenlik iddialarını engellese de, büyük devletler bölgede stratejik veri toplama yarışına hız verdi. Çin, bölgeye su altı insansız araç üssü kuracağını açıklarken, Amerika Birleşik Devletleri Antarktika bütçesini beş katına çıkardı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, küresel iklim modellerinin yüzde 37'si bu bölgeden elde edilen verilere dayanıyor ve bu verilerin yıllık ekonomik değeri 60 milyar doları aşıyor.

Aşırı hava koşulları araştırmaları zorlaştırıyor

Bölgedeki aşırı iklim şartları, araştırmaları son derece güçleştiriyor. Eksi 80 dereceye kadar düşen sıcaklıklar ve saatte 100 kilometreye ulaşan fırtınalar, insanlı faaliyetleri kısıtlıyor. Yılın en az sekiz ayı tam izolasyon altında kalan bölgede, veri toplamak için rüzgar ve güneş enerjisiyle çalışan otomatik sensörler kullanılıyor. Herhangi bir devlete ait olmayan bu geniş arazi, sembolik mikro ulus projeleri ve bağımsız araştırmalar için de önemli bir odak noktası olmaya devam ediyor.