• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
DÜNYA
Yayınlanma : 09 Eylül 2026 01:10

Deniz tabanında beyaz çöl oluşumu 12 kilometrekareye ulaştı

Deniz tabanında beyaz çöl oluşumu 12 kilometrekareye ulaştı
Deniz tabanında oluşan 12 kilometrekarelik beyaz çöl, bitki ve balık yaşamını tehdit ediyor. Bilim insanları, bu durumu izlemeye devam ediyor.

2022'de belirgin hale gelen beyaz çöl, deniz tabanındaki yaşamı tehdit etmeye devam ediyor.

Deniz tabanında beyaz çöl oluşumu 12 kilometrekareye ulaştı 1

Beyazlığın etkileri

Bilim insanları, bu beyaz görüntünün yalnızca suyun rengini değiştirmekle kalmayıp, deniz tabanındaki bitki ve balık yaşamını ciddi şekilde azalttığını tespit etti. Beyaz görüntünün arkasında, suda oluşan çok küçük kalsit kristalleri yer alıyor. Bu kristaller, suyun pH değerinin yükselmesiyle sürekli olarak oluşuyor ve suyu süt beyazı haline getirirken, bulanıklığı normal seviyenin 9 katına kadar artırıyor.

Işık azalması ve etkileri

Bu durum, güneş ışığının deniz tabanına ulaşımını zorlaştırıyor. Araştırmalar, beyaz lekeden etkilenen alanlarda ışığın yalnızca yüzde 3,9’unun dibe ulaştığını göstermekte. Sağlıklı bölgelerde bu oran yüzde 18,3 olarak ölçüldü. Işık azalması, su altındaki bitkilerin fotosentez yapmasını engelliyor. Ayrıca kalsit parçacıklarının sürekli olarak bitkilerin üzerine çökmesi, durumu daha da zorlaştırıyor. Sonuç olarak, beyaz lekeden etkilenen alanın merkezinde 6,7 kilometrekarelik deniz tabanı tamamen bitkisiz kaldı. Bilim insanları, beyaz lekenin balık yaşamını da tehdit ettiğini belirtiyor. Bir yıl boyunca incelenen 4 binden fazla balık, beyaz lekenin içindeki ve dışındaki bölgeleri karşılaştırarak, sağlıklı alanlarda 21 balık türü tespit edildiğini, beyaz lekenin en yoğun olduğu merkezde ise bu sayının sadece 3'e düştüğünü ortaya koydu. Araştırmalar, beyaz lekenin neden yıllardır kaybolmadığını anlamaya çalışıyor. Önceki çalışmalar, bölgeye ulaşan yeraltı sularının bu duruma katkıda bulunabileceğini gösteriyor. Bilim insanları, 12,3 kilometrekarelik alanın daha fazla genişleme potansiyeli taşıdığını vurguluyor. Bu nedenle, Mar Menor’daki beyaz lekelerin düzenli olarak izlenmesi ve tamamen bitkisiz kalan bölgelerin durumunun takip edilmesi gerektiği ifade ediliyor.