• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
DÜNYA
Yayınlanma : 23 Ağustos 2026 07:34

Atacama Çölü'nde suyun gizemi çözüldü

Atacama Çölü'nde suyun gizemi çözüldü
Atacama Çölü'nde yağmur yağmamasına rağmen Pasifik'ten gelen yoğun deniz sisi, özel ağ sistemleriyle toplanarak hem içme suyu hem de tarım için kullanılıyor. Elde edilen sis suyu arıtılarak tüketime sunuluyor.

Dünyanın en kurak yerlerinden biri olarak bilinen Atacama Çölü'nde, neredeyse bir asırdır tek damla yağmur düşmemesine rağmen yaşamın nasıl sürdüğüne dair sır perdesi aralandı. Bölge halkı, Pasifik Okyanusu'ndan gelen yoğun deniz sisini özel ağ sistemleriyle toplayarak hem içme suyu ihtiyacını karşılıyor hem de tarım yapıyor.

Yağmur yerine sisle hayata tutunmak

Doğudan gelen And Dağları'nın nem bariyeri ve batıdaki soğuk okyanus akıntılarının etkisiyle Atacama Çölü, olağanüstü bir kuraklık yaşıyor. Ancak bölgede 'kamanaka' olarak adlandırılan yoğun deniz sisi, hayatın devamlılığı için kritik bir rol oynuyor. Kıyıdan iç kesimlere doğru ilerleyen bu sis, kayalar ve bitki örtüsü üzerine çökerek nem sağlıyor. Liken ve kaktüs gibi bölgeye özgü bitki türleri, bu havadan emdikleri suyla hayatta kalmayı başarıyor.

Sis toplayıcılarla su elde etme yöntemi

Doğal nem kaynağından faydalanmak isteyen yerel halk ve araştırmacılar, çöl alanlarına özel 'sis toplayıcı' ağlar kurmuş durumda. Bu ağlar, havadaki minik su damlacıklarını yakalayarak biriktiriyor ve süzülen su alt kısımdaki depolama tanklarına aktarılıyor. Chungungo gibi yerleşim birimlerinde kurulan yüzlerce panel sayesinde günde binlerce litre su elde ediliyor. Elde edilen bu su ile patates, marul, limon ve nar gibi ürünler yetiştiriliyor.

Sis suyu içilebilir mi?

Deniz sisinden elde edilen su, doğrudan tüketime uygun olmuyor ve arıtma işlemlerinden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü bu suda deniz tuzu, mikroorganizmalar ve çeşitli çevresel parçacıklar bulunabiliyor. Bilim insanları, kurak bölgeler için sis suyunu potansiyel bir tatlı su kaynağı olarak değerlendirirken, iklim değişikliklerinin sis oluşumunu azaltma riskinin bölge ekosistemi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.