Science Advances dergisinde yayımlanan son genom araştırması, 'Altın Adam' olarak bilinen ve henüz 17 yaşındayken hayata veda eden genç soylunun, doğuştan ayrıcalıklı bir İskit hanedanına mensup olduğunu kesin olarak ortaya koydu. Toplamda 85 birey üzerinde gerçekleştirilen bu kapsamlı çalışma, İskitlerin yönetici sınıfının aile bağlarına dayandığını ve bu elit kesimin dikkat çekici bir şekilde neredeyse yarısının kadınlardan oluştuğunu da gözler önüne serdi.
ALTIN ADAM MEZARINDAKİ GÖRÜLMEMİŞ ZENGİNLİK
Kazakistan'ın Issık kasabası yakınlarında 1969 yılında keşfedilen ve MÖ 400-300 yıllarına tarihlenen 'Altın Adam' mezarı, yağmalanmaktan kurtulmuş bir yan odaya ev sahipliği yapıyordu. Bu odada, 17 yaşındaki gencin iskelet kalıntılarının yanı sıra bir dizi silah, törensel objeler ve özellikle 70 santimetre uzunluğundaki kendine özgü başlığıyla birlikte tam 4 binden fazla altın süsleme parçası bulundu. Üzerindeki bu inanılmaz zenginlik nedeniyle 'Altın Adam' unvanını alan bu buluntu, günümüzde Kazakistan'ın en önemli ulusal sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.
DNA ANALİZİ İSKİT TOPLUMUNUN YAPISINI DEŞİFRE ETTİ
Yapılan detaylı genetik incelemeler, genç yaşta hayatını kaybeden bu bireyin, kişisel başarılar elde edecek kadar uzun yaşamadığı için sahip olduğu yüksek statüyü tamamen soy bağıyla edindiğini açıkça gösteriyor. Araştırmanın bir diğer çarpıcı bulgusu ise, incelenen üst düzey mezarlardaki kişilerin birbirleriyle akraba olma olasılığının, daha sıradan mezarlara kıyasla 11 kat daha yüksek olduğunun tespit edilmesi. Bu durum, İskit toplumunda gücün ve kaynakların belirli ailelerin tekelinde toplandığına dair güçlü bir kanıt niteliği taşıyor.
İSKİT KADINLARININ YÖNETİMDEKİ KİLİT ROLÜ DOĞRULANDI
Analiz edilen 38 elit mezarından yaklaşık yarısının kadınlara ait olması, İskit toplumunun sadece erkek savaşçılar tarafından yönetilmediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Elde edilen genetik veriler, antik Yunan tarihçisi Herodot'un kaleme aldığı ve İskit kadınlarının hem yönetimde hem de savaşlarda aktif rol aldıklarına dair tarihi kayıtlarını da güçlü bir şekilde doğruluyor. Bu bulgular, İskit medeniyetinin toplumsal yapısına dair bilinenleri kökten değiştirme potansiyeli taşıyor.








