Pasifik Okyanusu'nun incisi olarak bilinen Tuvalu, yükselen deniz seviyelerinin acımasız tehdidi altında. Yaklaşık 11 bin kişilik nüfusuyla, dünyanın tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir göç dalgasına hazırlanıyor. Bilimsel öngörüler, bu küçük ada ülkesinin yüzyılın ortasına kadar büyük ölçüde sulara gömüleceğini gösteriyor.
SULAR ALTINDA KALMA RİSKİ GERÇEKLEŞİYOR
Avustralya ile Hawaii arasında stratejik bir konuma sahip olan Tuvalu, dokuz mercan adasından oluşuyor ve toplam yüzölçümü sadece 26 kilometrekare. Ülkenin ana adası Funafuti'nin deniz seviyesinden yüksekliği yalnızca 50 santimetre. Bu durum, sıradan gelgitlerin ve orta şiddetteki fırtınaların bile ülkeyi sular altında bırakmasına neden oluyor. Son 30 yılda, Tuvalu çevresindeki su seviyesinin küresel ortalamanın yaklaşık 1,5 katı kadar, yani 15 santimetre yükseldiği rapor edildi. Bilim insanları, bu gidişle 2050 yılına kadar ülkenin topraklarının yarısının kalıcı olarak sular altında kalacağını, 2100 yılına kadar ise bu oranın yüzde 95'e ulaşacağını tahmin ediyor.
TARİHİ BİR ANLAŞMA VE KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASI
Tuvalu hükümeti, vatandaşlarını bu kaçınılmaz sondan kurtarmak için Avustralya ile 'Falepili Birlik Antlaşması' adını taşıyan tarihi bir protokole imza attı. Bu anlaşma çerçevesinde her yıl 280 Tuvalulu vatandaşına Avustralya'da kalıcı oturum hakkı tanınıyor. Temmuz 2025 itibarıyla, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 82'sine denk gelen 8 bin 700'den fazla kişinin göç için resmi başvuruda bulunduğu bildirildi. Ancak bu zorunlu göç, sadece fiziksel bir yer değişikliği değil. Tuvalu yetkilileri, dil, müzik ve geleneklerden oluşan zengin kültürel birikimlerinin de yok olmasını engellemek için hummalı bir çalışma yürütüyor. Ülkenin şarkıları, sözlü tarihi ve geleneksel pratikleri kaydedilerek dijitalleştiriliyor. Bu sanal ulusal müze projesiyle, adalar tamamen sular altında kalsa bile ulusal kimliğin dijital platformlarda yaşatılması hedefleniyor.








