DÜNYA
Yayınlanma : 20 Mayıs 2026 09:13

Taşların sırrı çözüldü: Çimento ve harçsız dev şehir Nan Madol'un gizemi aralanıyor

Taşların sırrı çözüldü: Çimento ve harçsız dev şehir Nan Madol'un gizemi aralanıyor
Mikronezya'da çimento ve harç kullanılmadan inşa edilen Nan Madol, 800 yıllık dev taş yapısıyla insanlık tarihinin en şaşırtıcı mühendislik harikalarından biri. UNESCO Dünya Mirası, günümüzde ise tehdit altında.

Mikronezya Federal Devletleri'ne bağlı Pohnpei Adası'nın güneydoğu kıyısında yer alan Nan Madol, insanlık tarihinin en akıl almaz mühendislik başarılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Yaklaşık 800 yıldır ayakta duran bu taş şehir, canlı mercan resifleri üzerine inşa edilmiş 92 yapay adadan oluşuyor ve gelgit kanallarıyla birbirine bağlanmış.

sempati mobilya

MÜHENDİSLİĞİN DAHİ YÖNTEMLERİ

Nan Madol'u böylesine etkileyici kılan en büyük detay, yapımında kullanılan ilkel ama bir o kadar da dahiyane yöntemler. Düşünün ki, metal aletlerin, tekerleğin, yük hayvanlarının ve hatta yazının olmadığı bir medeniyet, yaklaşık 750 bin metrik ton ağırlığında devasa volkanik bazalt blokları taşımış. Üstelik bunu yaparken ne bir çimento ne de bir harç kullanmışlar. Bu devasa yapının sırrı, sütunlu bazalt teknolojisi ve doğal kenetlenme prensiplerinde yatıyor. İnşaatçılar, bazalt sütunlarının doğal prizmatik yapısını kullanarak taşları yatay ve dikey olarak üst üste dizmişler. Her bir taş, kendi ağırlığı ve yüzey sürtünmesiyle birbirini adeta kilitleyerek, 800 yıl boyunca tropikal fırtınalara, gelgitlere ve erozyona meydan okuyan bir yapı ortaya çıkarmış.

LOJİSTİK GİZEM VE SİYASET

Ağırlığı 50 tonu bulabilen bu blokların, adanın 40 metreden daha uzak bir köşesindeki taş ocağından nasıl getirildiği ise hala büyük bir muamma. Bilim insanları, sal ve büyük kanolarla gelgit akıntılarından faydalanılarak taşındığını tahmin etse de, yerel efsaneler bu olağanüstü başarıyı iki büyücü kardeşin taşları havada uçurmasına bağlıyor. 'Aralıklarda' anlamına gelen Nan Madol, adını adalar arasındaki su altı sokaklarını andıran gelgit kanallarından alıyor. Bu kanallardaki sürekli su sirkülasyonu, sadece Venedik'i andıran bir hidrolik mühendisliği harikası yaratmakla kalmamış, aynı zamanda tortu birikmesini önleyerek hijyen ve doğal kanalizasyon sistemi sağlamış. Yaklaşık 1100 ile 1600 yılları arasında bölgeyi yöneten Saudeleur hanedanı için Nan Madol, siyasi, dini ve idari merkezin ta kendisiymiş. Adaların yerleşim planı bile katı bir toplumsal sınıf ayrımını yansıtıyor; bazı adalar sadece tapınak ve cenaze törenleri için ayrılırken, bazıları okyanus gemileri inşaatı gibi endüstriyel faaliyetlere ev sahipliği yapmış. Yönetici elit ve rahipler ise halktan izole bir şekilde, kanallarla kontrol edilen korunaklı adalarda yaşamışlar. Ancak 1600 civarında savaşçı Isokelekel tarafından yıkılan Saudeleur hakimiyetiyle birlikte Nan Madol, anıtsal bir harabeye dönüşmüş.

TEHDİT ALTINDA BİR DÜNYA MİRASI

2016'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınan Nan Madol, maalesef aynı zamanda Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi'ne de girmiş durumda. Kanalların kumla dolması, kökleriyle taşları yerinden oynatan mangrov istilası ve iklim değişikliğine bağlı yükselen deniz seviyesi gibi ciddi tehditlerle karşı karşıya. 2018'de yapılan 375.000 dolarlık bir bütçe ile istilacı bitki örtüsünün temizlenmesi ve yapıların belgelenmesi için çalışmalar yapılsa da, uzak konumu nedeniyle yılda sadece bin civarında ziyaretçi ağırlıyor. Hatta ünlü korku yazarı H.P. Lovecraft'ın Cthulhu Mitosu'ndaki batık metropol R'lyeh'e ilham kaynağı olduğu düşünülüyor.