1954 yılında Sovyetler Birliği tarafından başlatılan Bakir Topraklar Kampanyası, Orta Asya'nın kurak bölgelerini buğday üretim merkezi haline getirmeyi amaçlıyordu. Nikita Kruşçev liderliğindeki bu büyük girişim, Kazakistan ve Sibirya gibi alanlarda 45 milyon hektara yakın doğal bozkırın tarıma açılmasını sağladı. Bu arazinin yaklaşık 23 milyon hektarı Kuzey Kazakistan'da yer alıyordu.
Kısa vadeli başarı, uzun vadeli yıkım
Kampanya, ilk yıllarda yüksek tahıl verimiyle dikkat çekti. 1956'da bölgeden 64 milyon ton civarında tahıl toplandı. Ancak bu yoğun tarımsal faaliyetin bedeli ağır oldu. 1950 ile 1965 yılları arasında tahmini 1,6 gigatonluk karbon emisyonuna yol açan kampanya, arazilerin verimliliğini düşürdü. SSCB'nin dağılmasının ardından terk edilen bu alanlar, zamanla tekrar doğal yapılarına dönmeye çalışsa da, ardında ciddi çevresel hasarlar bıraktı.
Toprak erozyonu ve çölleşme tehdidi
Günümüzde Kazakistan'daki tarım arazilerinin yaklaşık 30 milyon hektarı erozyon tehdidi altında. Bu alanın büyük bir kısmı rüzgar erozyonuna maruz kalırken, önemli bir bölümü de su erozyonu riski taşıyor. Üst toprak katmanının kaybı, arazinin üretim gücünü azaltırken, çölleşme süreci de hızlanıyor. Kazakistan Devlet Toprak Araştırmaları Enstitüsü verilerine göre, toprakların potansiyel verimliliği %17 oranında gerilemiş durumda ve sulanan alanlarda tuzlanma oranı %35-37'ye ulaşmış bulunuyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) da ülkedeki işlenen toprakların yaklaşık %75'inde erozyon, tuzlanma veya besin kaybı gibi sorunlar yaşandığını rapor ediyor. Bu çevresel bozulma, Kazakistan yüzölçümünün %66'sına denk gelen 180 milyon hektarlık alanı etkilemiş durumda.









