Ruanda'da 1933 yılında başlatılan ve zamanla kontrolden çıkarak ülkenin ormanlarının büyük bir bölümünü kaplayan egzotik ağaç deneyi, bugün çevresel çöküş ve su krizi endişelerini yeniden gündeme getirdi.
Okaliptüslerin Ruanda'daki yayılımı
Butare kentinde 63 farklı türle başlayan deneme, 93 yılın ardından ülkenin ormanlarının yüzde 78'ini oluşturan devasa bir okaliptüs varlığına dönüştü. Ruanda'da 23 bin hektarlık alana yayılan okaliptüsler, Etiyopya, Kenya, Uganda ve Sudan gibi Doğu Afrika ülkelerinde de toplam 96 bin hektarlık bir alanı kaplamış durumda. Başlangıçta ticari üretim amacıyla ekilen bu ağaçlar, kısa sürede doğal orman alanlarını da işgal etti.
Toprak ve su üzerindeki etkiler
Hızlı büyüyen okaliptüs türlerinin topraktaki tüm besin maddelerini emmesi, toprak verimliliğini ve kalitesini düşürme potansiyeli taşıyor. Ancak, kısa döngülü sahalarda yapılan su kullanım analizleri, yıllık su dengesinde her zaman yıkıcı bir kayıp yaşanmadığını gösteriyor. Ağaçların toprağı zehirlediği ve asitlendirdiği yönündeki iddialar ise, 93 yıllık saha verilerinin incelenmesiyle yeniden değerlendirildi. Son bilimsel çalışmalar, uzun vadede toprak pH değerlerinde kalıcı bir asitlenme oluştuğuna dair kesin bir bulguya ulaşamadı.








