Orta Doğu'daki gerginliklerin etkisiyle petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesi, küresel enerji krizinin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Alternatif enerji kaynaklarına yönelim
Fosil yakıt ithalatı yapan ülkeler, vergi indirimleri ve devlet destekleriyle sarsılmalarının ardından, alternatif enerji kaynaklarını araştırmaya başladı. Fransız enerji firması Air Liquide’in CEO’su François Jackow, Avrupa Birliği merkez üssü Brüksel'den Fransa, Hollanda, Japonya ve Güney Kore'ye kadar birçok ülkenin temiz hidrojen projelerine odaklandığını bildirdi. Enerji ithalatı yapan ülkelerin, artan fiyatlar nedeniyle yalnızca ilk iki ayda 100 milyar dolardan fazla ek harcama yaptığı belirtiliyor. Jackow, “Kriz dönemlerinde hidrojen altyapısına yapılacak birkaç milyar dolarlık yatırım, devasa bedellerin yanında küçük bir rakam gibi kalıyor” diyerek hidrojenin sadece çevresel bir proje olmadığını, aynı zamanda ülkelerin milli güvenliği ve enerji bağımsızlığı için de önemli olduğunu vurguladı.
Tarih tekerrür ediyor
Petrol fiyatlarındaki büyük dalgalanmaların hidrojenle ilgili ilgiyi artırdığı yeni bir durum değil. 1977 yılındaki Arap petrol krizinin ardından ABD Başkanı Jimmy Carter, hidrojenle çalışan bir Cadillac ile göreve başlamıştı. Günümüzde bu ilgi, sembolik adımlarla kalmıyor; hidrojen projeleri için şu ana kadar 130 milyar dolarlık bir kaynak ayrıldığı ve projelerin yüzde 90'ının hayata geçme aşamasında olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, elektrikle çalışan sistemlerin her alana uygulanamayacağını, özellikle rafineriler ve ağır sanayi için hidrojeni en uygun alternatif olarak görüyor. Doğal gazdan elde edilen “gri” hidrojen yerine, suyun yenilenebilir enerji ile ayrıştırılmasıyla elde edilen “yeşil hidrojen” çevre dostu bir seçenek olarak öne çıkıyor. Güney Kore, otobüs filolarını bu temiz yakıtla çalıştırmak için projeler geliştiriyor. Ancak, sektördeki en büyük tehdit maliyet sorunları ve Çin’in pazarındaki hakimiyeti olarak görülüyor. Jackow, elektrikli araçlar konusunda yaşanan kayıpları hatırlatarak, “Dünya bu durumu daha önce elektrikli araçlarda gördü. Bağımlılığımızı azaltmak ve bağımsızlığımızı korumak için çoklu tedarik zincirleri oluşturmalıyız” şeklinde uyarıda bulundu.








