• ceylan hafriyat
DÜNYA
Yayınlanma : 07 Ekim 2026 03:06

Ormana 300 bin litre tuzlu su döküldü

Ormana 300 bin litre tuzlu su döküldü
Chesapeake Körfezi'nde yapılan bir deneyde, ormana 300 bin litre tuzlu su verilerek fırtına etkileri incelendi. Toprakta tuzluluk artarken oksijen azaldı; ağaçlar dışarıdan sağlıklı görünse de bozulma toprağın altında başladı.

Chesapeake Körfezi kıyısındaki Smithsonian Çevre Araştırmaları Merkezi’nde 2022’de başlayan TEMPEST adlı deney, fırtına durumlarında deniz suyunun karaya ilerleyerek ormanları nasıl etkilediğini incelemeyi amaçlıyor. Bu amaçla yan yana iki alan belirlenerek birine tuzlu su, diğerine ise karşılaştırma için tatlı su uygulandı.

Ormana 300 bin litre tuzlu su döküldü 1

İlk tuzlu su uygulaması

Deneyin ilk aşamasında, Rhode Nehri’nden alınan yaklaşık 300 bin litre tuzlu su, bir gün içinde ormanlık alana verildi. Araştırmacılar, tek bir taşkın yerine ardışık tuzlu su baskınlarının orman üzerindeki etkilerini gözlemlemek amacıyla bu uygulamayı tekrarlayarak suya maruz kalma süresini uzattı.

Topraktaki değişimler ve görünmeyen tehlike

Ormana yerleştirilen sensörler, tuzlu su uygulanan bölümde toprağın tuzluluk oranının hızla arttığını ve köklerin bulunduğu katmandaki oksijen seviyesinin ciddi şekilde düştüğünü kaydetti. Su çekildikten sonra oksijen seviyesi toparlansa da, topraktaki tuzun etkisi uzun süre devam etti. Bilim insanları için en dikkat çekici bulgu, tüm bu olumsuzluklar yaşanırken ağaçların dışarıdan sağlıklı görünmeye devam etmesiydi. Bu durum, ormandaki bozulmanın yapraklarda veya ağaç kurumasıyla kendini göstermesinden çok daha önce, toprağın altında başladığını ortaya koydu. Tuzlu suyun toprakta kalıcı etkisi, ağaçların köklerinden su alma yeteneğini zamanla engelleyerek zayıflamalarına ve nihayetinde ölmelerine yol açabiliyor. Bilim insanları şu anda farklı ağaç türlerinin bu koşullara karşı direncini takip ediyor ve deneyin uzun yıllar sürmesiyle kıyı ormanlarında hangi değişimlerin ilk olarak belirdiği belirlenmeye çalışılıyor. Amaç, deniz seviyesinin yükseldiği bölgelerde, bir orman gözle görülür şekilde bozulmadan önce tehlikenin erken teşhis edilip edilemeyeceğini anlamaktır.