• satrroıad dörüm
DÜNYA
Yayınlanma : 07 Temmuz 2026 23:51

Petrol sahalarındaki tuzlu su artık altın değerinde: Lityum devrimi yolda!

Petrol sahalarındaki tuzlu su artık altın değerinde: Lityum devrimi yolda!
Petrol sahalarındaki tuzlu su, yeni bir teknolojiyle lityuma dönüştürülüyor. Bu yenilikçi yöntem, geleneksel madenciliğe alternatif sunarak yıllık 1.000 ton lityum karbonat üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor.

Petrol sahalarından çıkan sıradan bir yan ürün olan tuzlu su, artık geleceğin enerjisi için kritik öneme sahip bir kaynağa dönüşüyor. Bir şirket, bu tuzlu suyu lityuma dönüştürecek yenilikçi bir yöntem geliştirerek geleneksel madencilik yöntemlerine ihtiyaç duymadan, mevcut petrol altyapısını kullanarak önemli bir lityum üretim potansiyeli yaratmayı hedefliyor.

sempati mobilya

Petrol sahalarındaki tuzlu su artık altın değerinde: Lityum devrimi yolda! 1

YENİ NESİL TEKNOLOJİ İLE LİTYUM ÜRETİMİ

Şirketin geliştirdiği doğrudan lityum çıkarma (DLE) teknolojisi, petrol sahalarından elde edilen tuzlu sudan lityumu ayrıştırıyor ve bu lityumu doğrudan sahada lityum karbonata dönüştürüyor. Tamamen otomatik bir sistemle yönetilen bu süreçte, sıcaklık, basınç, akış hızı, pH ve iletkenlik gibi üretim için hayati öneme sahip veriler anlık olarak izleniyor. Bu yenilikçi platform, "Gen 6" olarak adlandırılıyor ve 21 aylık saha çalışmaları sonucunda elde edilen kapsamlı verilerle optimize edilmiş.

ÜRETİM HIZI VE KAPASİTE ARTIŞI

Yapılan testler, Gen 6 sisteminin işlem döngüsünü önemli ölçüde hızlandırdığını gösteriyor. Daha önce yaklaşık 60 dakika süren işlem döngüsü, yeni sistemle birlikte 20 dakikaya indirilmiş durumda. Bu da üretim hızında ciddi bir artış anlamına geliyor. Şirket, aynı sahada inşaatı devam eden Freedom 1 tesisinin tamamlanmasıyla birlikte yıllık 1.000 ton lityum karbonat üretim kapasitesine ulaşmayı planlıyor. Freedom Launchpad tesisi ise şu anda lityum üretimi, müşteri numunelerinin hazırlanması ve ticari üretime yönelik süreçlerin test edilmesi amacıyla kullanılıyor. Bu yöntemin başarılı olması halinde, petrol sahalarından çıkan tuzlu suların değerlendirilmesinde yeni bir çığır açılacağı ve Kuzey Amerika'da kritik mineral üretiminin artırılabileceği öngörülüyor.