POLİTİKA
Yayınlanma : 09 Mart 2026 13:56
Düzenleme : 09 Mart 2026 14:03

Muğla Barosu'ndan 8 Mart açıklaması: Kadın hakları ve şiddet vurgusu

Muğla Barosu'ndan 8 Mart açıklaması: Kadın hakları ve şiddet vurgusu
Muğla Barosu, 8 Mart vesilesiyle kadın hakları ve şiddet sorununa dikkat çekti. Şüpheli kadın ölümleri, cezasızlık ve İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin etkileri ele alındı. Etkin soruşturma ve caydırıcı cezalar talep edildi.

8 MART KADIN MÜCADELESİNİN SEMBOLÜ

Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla önemli bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan: Av. Zeynep Erduran, 8 Mart'ın kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı mücadelesinin tarihsel bir simgesi olduğu vurgulanarak, elde edilen kazanımların örgütlü mücadeleler sonucunda elde edildiği belirtti. Erduran, erkek egemen sistemin yeniden üretilmesi ve kadınlara yönelik sistematik eşitsizliklerin devam etmesi nedeniyle, daha güçlü bir mücadele ve dayanışma içinde olmanın zorunlu olduğuna dikkat çekti.

sempati mobilya

 

ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ VE CEZASIZLIK SORUNU

 

Av. Zeynep Erduran açıklamada, Türkiye'de kadınların devlet mekanizmaları tarafından yeterince korunmadığı, yargının ise failleri cezalandırmadığı bir düzenin hakim olduğu ifade etti. Kadınların yaşam hakkının ciddi bir tehdit altında olduğu belirtilirken, kadına yönelik şiddetin bireysel değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen sistematik bir tahakküm biçimi olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Özellikle, 'şüpheli ölüm' olarak kayıtlara geçen kadın ölümlerinin etkin soruşturulmadığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği endişesi dile getirildi. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin bu tabloyu daha da kötüleştirdiği kaydedildi.

 

HUKUKİ YÜKÜMLÜLÜKLER VE TALEPLER

 

Muğla Barosu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin devletlere yaşam hakkını koruma ve ihlal iddialarını etkin soruşturma yükümlülüğü getirdiğini hatırlattı. Soruşturmaların etkin yürütülmemesi, delillerin toplanmaması ve dosyaların kısa sürede kapatılmasının devletin pozitif yükümlülüğünün ihlali olduğunu belirtti. Açıklamada son olarak, her kadın ölümünün etkin soruşturulması, cezasızlık algısını yok edecek uygulamalardan kaçınılması ve infaz düzenlemelerinde koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmaması gerektiği talep edildi. Komisyon, kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir toplum için mücadele etmeye devam edeceğini duyurdu.