Yılın başındaki sert dalgalanmaların ardından altın fiyatlarında yeniden yükseliş sinyalleri belirginleşti. Değerli metal, ocak ayından bu yana en iyi haftalık performansını sergilerken, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikalarına ilişkin değişen beklentiler ve merkez bankalarının alımları fiyatları destekliyor.
Altındaki yükselişin ardındaki nedenler
Altın, ocak ayında ons başına 5.589 dolarla tarihi zirvesini gördükten sonra önemli bir düşüş yaşamıştı. Ancak bu düzeltmeye rağmen 52 haftalık en düşük seviyesinin üzerinde kalmayı başardı. Son dönemde ise piyasa yeniden yukarı yönlü bir ivme kazandı. Haftalık bazda yüzde 7'den fazla yükseliş kaydeden altın, bu performansı ocak ayından bu yana en güçlüsü olarak kayıtlara geçti. On yılı aşkın süredir altına yönelik olumlu duruşuyla tanınan milyarder yatırımcı John Paulson, yükseliş potansiyelinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını düşünüyor. Paulson'a göre, kağıt paralara olan güvenin azalması ve hükümetlerin harcamalarını sürdürmesi, altının daha uzun soluklu bir yükseliş trendine girmesine zemin hazırlıyor.
Merkez bankalarının ve ABD verilerinin etkisi
ABD'den gelen ekonomik veriler, altındaki son yükselişte önemli bir rol oynadı. Beklentilerin altında kalan istihdam rakamları ve enflasyondaki ılımlı seyrederken, Fed'in eylül ayında faiz artıracağı beklentileri zayıfladı. CME Group'un verilerine göre eylül ayı için faiz artışı ihtimali yüzde 40'a kadar geriledi. Faiz artışı beklentilerindeki bu azalma, özellikle doların zayıfladığı dönemlerde altın için olumlu bir gelişme olarak görülüyor. Faiz getirisi olmayan altının alternatif yatırım araçları karşısındaki fırsat maliyeti bu tür dönemlerde düşüyor. B2Prime Group'tan Eugenia Mykuliak, yeni Fed Başkanı Kevin Warsh'ın temkinli ve belirsiz mesajlarının, para politikasıyla ilgili belirsizlik yarattığını ve bu durumun hisse senetlerinden çıkan yatırımcıları güvenli liman olarak görülen altına yönlendirdiğini belirtti. Ayrıca, merkez bankalarının fiziki altın talebi de altının geleceği açısından yakından takip ediliyor. Çin Merkez Bankası'nın (PBOC) temmuz ayında rezervlerine 19,9 ton altın eklemesi, bu yılın en yüksek aylık alımı olurken, Çin'in altın biriktirme serisi 21 aya ulaştı. Bu durum, piyasadaki uzun vadeli yükseliş beklentilerini destekliyor. Pippa Malmgren, merkez bankalarının bu talebini itibari para birimlerine olan güvenin sarsılmasının bir göstergesi olarak yorumlarken, ABD'nin mali harcamaları ve küresel ekonomideki yavaşlama riskinin enflasyonu canlı tuttuğuna dikkat çekti. Goldman Sachs da merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme eğilimiyle 2026 yılına kadar ayda yaklaşık 60 ton altın satın alabileceğini öngörüyor. Bu durum, yılın başında yaşanan ETF'lerden milyarlarca dolarlık çıkışların hızının azalmasıyla da örtüşüyor.
Madencilik şirketleri ve gümüşe yansıyan hareketlilik
Altındaki bu hareketlilik, madencilik şirketlerinin hisselerine de olumlu yansıdı. Yatırımcılar, doğrudan altına yönelmenin yanı sıra AngloGold Ashanti ve Newmont gibi büyük altın üreticilerine de ilgi gösteriyor. Altın madenciliği fonlarına yönelik talep de devam ediyor. Altın fiyatındaki artış, üretim maliyetlerinin sabit kalması durumunda madencilik şirketlerinin kar marjlarını daha hızlı yükseltebiliyor. Altındaki hareketlilik gümüş piyasasına da sıçradı. Gümüş fiyatları da son yükselişle birlikte şubat ayından bu yana en güçlü haftalık performansını sergiledi. Fed'in gelecek dönemdeki açıklamaları, doların seyri ve merkez bankalarının alımlarının devam edip etmeyeceği, altının 2026'daki dalgalanmasının yeni bir yükseliş trendine dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek en önemli faktörler olarak öne çıkıyor.








