Menopozda umut ışığı: Hormon tedavisi tek seçenek değil, çok yönlü yaklaşımlar var

Menopozda hormon tedavisi artık tek seçenek değil; bireyselleştirilmiş yaklaşımlar, yaşam tarzı değişiklikleri ve alternatif tıbbi yöntemler ön plana çıkıyor. Uzmanlar, 'Zamanlama Hipotezi'ne göre planlanan kişiye özel tedavilerin önemini v
Kadınların yaşam süresinin uzamasıyla birlikte menopoz sonrası dönemin önemi artarken, Medicana Sağlık Grubu'ndan Op. Dr. Gültekin Koçun, geleneksel hormon tedavisi anlayışının güncellendiğini ve artık bireyselleştirilmiş, çok yönlü yaklaşımların öne çıktığını vurguladı. "Zamanlama Hipotezi"nin modern menopoz yönetiminde kilit rol oynadığını belirten Koçun, her hastaya standart bir tedavi yerine, yaşına ve menopoz süresine göre uyarlanmış çözümler sunulduğunu ifade etti.
MENOPOZ YÖNETİMİNDE YENİ DÖNEM: BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ
Op. Dr. Gültekin Koçun, menopozun artık bir hastalık değil, doğal bir geçiş süreci olarak kabul edildiğini ancak östrojen ve progesteron seviyelerindeki azalmanın kemik erimesinden kalp sağlığına kadar pek çok sistemi etkileyebildiğini belirtti. Geçmişte hormon tedavilerine yönelik büyük dalgalanmalar yaşandığını hatırlatan Koçun, 2002'deki bir araştırmanın ardından oluşan korkuların, güncel verilerle yeniden incelendiğinde 60 yaş üstü veya menopoz sonrası uzun süre geçmiş kadınlarda yoğunlaştığına dikkat çekti. Bu durum, "Zamanlama Hipotezi"nin önemini ortaya koydu. Artık menopozun ilk 10 yılı veya 60 yaş öncesinde başlanan destek tedavilerinde risklerin oldukça nadir olduğu, hatta kalp ve kemik sağlığı üzerinde koruyucu etkiler gösterebildiği biliniyor. Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) bu tedaviler üzerindeki eski uyarıları kaldırması da bu modern yaklaşımı destekliyor. Günümüzde hormon tedavisi, herkese standart bir paket olarak değil; hastanın yaşına, genetik riskine ve şikayetlerine göre kişiye özel, "terzi usulü" planlanıyor.
HORMON TEDAVİSİ DIŞINDAKİ ALTERNATİFLER
Modern yaklaşımın "en düşük etkin doz" ve "kişiye özel tedavi" ilkelerine dayandığını belirten Op. Dr. Koçun, tedavi öncesinde jinekolojik muayene, ultrason, Pap-Smear, mamografi, meme ultrasonu gibi onkolojik güvenlik tetkiklerinin yanı sıra FSH, LH, Östradiol, progesteron, testosteron, TSH, karaciğer-böbrek fonksiyon testleri, lipid profili, tam kan sayımı, açlık kan şekeri ve kemik dansitometrisi gibi kapsamlı değerlendirmelerin zorunlu olduğunu vurguladı. Hormon tedavisi istemeyen veya kullanamayan hastalar için yaşam tarzı değişiklikleri, bitkisel destekler ve tıbbi alternatiflerin de etkili sonuçlar verebildiğini söyleyen Koçun, kafein, alkol, baharatlı yiyecekler ve sigaradan uzak durulması, kat kat ve pamuklu kıyafetler tercih edilmesi gibi önerilerde bulundu. Lifli, işlenmemiş gıdalar, kalsiyum, D vitamini ve Omega-3 içeren diyetlerin kemik sağlığını koruduğu, tempolu yürüyüş, yüzme veya yoga gibi egzersizlerin ruh halini iyileştirip kemik erimesi riskini azalttığı belirtildi. Uyku problemleri, anksiyete ve sıcak basmalarıyla başa çıkmada Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), akupunktur ve meditasyon gibi yöntemlerin de kullanılabileceği ifade edildi. Destek tedavisinin temel amacının hayat kalitesini artırmak ve riskleri azaltmak olduğunu belirten Op. Dr. Koçun, bu sürecin mutlaka düzenli kontrollerle ve uzman bir doktor tarafından yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
- 11:47Mimar Osman Köseoğlu: Bodrum Kent Konseyi başkanlığına adayım
- 11:42Yeşil Bursa Rallisi'nde zafer Kerem Kazaz'ın oldu
- 11:33Asgari ücrette erime: Hükümetten ara zam sinyali yok
- 11:32Asgari ücrette erime: Hükümetten ara zam sinyali yok
- 11:23Denizlili taekwondocu Zehra Orhan'dan Almanya'da gümüş madalya: Olimpiyat yolunda kritik 18 puan





