Ödüllü gazeteci ve yazar Kurt Andersen, yeni romanında Amerika'nın geleceğine dair karanlık bir senaryo ortaya koyuyor. 2035 yılında geçen bu hikâye, Donald Trump'ın kurgusal ölümüyle başlıyor ve ülke genelinde büyük bir siyasi ve toplumsal krizin fitilini ateşliyor.
TRUMP'IN ÖLÜMÜ VE SONRASI
Andersen'in 18 Ağustos'ta yayımlanacak 'The Breakup' adlı kitabı, yalnızca bir siyasi gerilim öyküsü değil, aynı zamanda Trump'ın ölümünün ardından Amerika'da yaşanan toplumsal çatışmaları ve ülkedeki parçalanma sürecini ele alıyor. Roman, Trump'ın 89. doğum gününde Trump Tower'da kutlamalar sırasında tanınmış altın renkli yürüyen merdivenden inerken geçirdiği felçle başlıyor. Ancak asıl kriz, bu olayın ardından patlak veriyor.
SİYASİ AYAKLANMA VE DERİN DEVLET İDDİALARI
Trump'ın ölümünü kabullenmeyen bazı destekçileri, olayın doğal bir ölüm olmadığını savunuyor. 'Derin devlet' tarafından gerçekleştirilen bir suikast olduğu iddialarıyla sokaklara dökülen gruplar, New York'taki olayların büyümesine neden oluyor. Andersen, bu şiddet olaylarının ilerleyen dönemde gerçek bir sağcı ayaklanmaya ve terör eylemlerine dönüşeceğini belirtiyor. Yazar, kitabı yazmaya başladığında Trump'ın ikinci başkanlık dönemine başlamadığını ve bu dönemde yaşanan gelişmelerin kitaba yansıdığını ifade ediyor. Andersen'in romanı, sadece siyasi bir tasvir olmaktan öte, Z kuşağı ve milenyum kuşağından bir çiftin 23 yıllık ilişkisinin çözülmesi üzerinden Amerika'daki toplumsal ayrışmayı da anlatıyor. Yazar, Trump'ı yalnızca bir siyasi figür olarak değil, Amerika'daki daha büyük bir toplumsal dönüşümün sembollerinden biri olarak ele alıyor. Andersen'in asıl iddiası ise romanın Trump'ın geleceğini tahmin etmesinden çok daha ötesinde: Amerika'daki siyasi ve toplumsal gerilimlerin, ülkenin geleceğini bugünkünden çok farklı bir noktaya taşıyabileceği.








