Japonya'da açıklanan ikinci çeyrek büyüme verileri, ülkenin hem merkez bankası hem de hükümetini ekonomik politikalar konusunda zorlu bir ikileme sürükledi. Beklentilerin altında kalan GSYH artışı, yükselen enflasyonist baskılarla birleşince, yetkililerin kararlarını daha karmaşık hale getirdi.
Büyüme verileri hayal kırıklığı yarattı
Japonya'nın ikinci çeyrekte çeyreklik bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 1,1'lik bir büyüme kaydettiği bildirildi. Bu rakamlar, bir önceki çeyrekteki yüzde 0,5'lik (yıllık 1,8) büyümeye kıyasla belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. Büyümenin ana motoru ihracat olsa da, bu durumun büyük ölçüde zayıf yenin de etkisiyle daha yüksek sevkiyat hacimlerinden ziyade gerçekleştiği belirtiliyor. Zayıflayan iç talep, güçlü ihracatın olumlu etkilerini sınırlarken, sermaye harcamalarındaki düşük seviye de ekonominin genel performansını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alıyor.
Enflasyon ve politikalar arasındaki gerilim
Diğer yandan Japonya'da enflasyonist eğilimler devam ediyor. Nisan ayında yüzde 1,4 olan enflasyonun mayıs ayında yüzde 1,5'e, haziran ayında ise yüzde 1,7'ye yükseldiği gözlemlendi. Temmuz ayı için enflasyonun yüzde 1,9 seviyesinde olması bekleniyor. Bu durum, Japonya Merkez Bankası'nı (BoJ) faiz artırımı yönünde baskılarken, yavaşlayan ekonomik büyüme hükümeti mali genişleme politikaları uygulamaya itiyor. Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz, bu durumun BoJ'un faiz artırma alanını daraltabileceğini ve hükümetin ek harcama politikalarının tahvil piyasaları tarafından riskli bulunabileceğini belirtti. Kaymaz, enflasyonun büyük ölçüde arz kaynaklı olduğunu, ancak ücret artışlarının devam etmesinin sürdürülebilir enflasyon için önemli bir şart olduğunu vurguladı. Yapay zeka sektöründeki olası bir geri çekilmenin resesyon riskini artırabileceği uyarısında bulunsa da, mevcut çeyreklik verilerin henüz resesyon tehlikesine işaret etmediğini ekledi.








