Mısır'ın İskenderiye kıyılarında devam eden su altı kazı çalışmaları, tarihin önemli yapılarından birine ışık tutuyor. Her biri 70 ila 80 ton ağırlığında olan 22 devasa taş blok, özel vinçler ve mavnalar aracılığıyla deniz dibinden yüzeye çıkarıldı. Uzmanlar, bu mimari parçaların, Antik Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olan İskenderiye Feneri'nin ana girişine ait olduğunu ve yapının dijital olarak yeniden inşasında kullanılacağını belirtti.
Tarihi yapının dijital kopyası oluşturuluyor
Deniz tabanından titizlikle çıkarılan büyük kapı lentoları, çerçeveler ve Mısır tarzı kapı blokları, yüksek çözünürlüklü tarayıcılarla her açıdan detaylı bir şekilde fotoğraflanıyor. PHAROS projesi kapsamında yürütülen bu çalışmalar, son 10 yılda toplanan 100'den fazla bloğun 3 boyutlu dijital modellere dönüştürülerek birleştirilmesini amaçlıyor. Mühendisler, gelişmiş bilgisayar yazılımları sayesinde bu devasa taşları sanal ortamda bir araya getirerek, tarihi yapının birebir dijital bir kopyasını oluşturmayı hedefliyor. Bu sayede, insanların yapının içinde sanal olarak gezinebilmesi mümkün olacak.
İskenderiye Feneri'nin uzun ve dramatik tarihi
Hükümdar I. Ptolemy tarafından Pharos Adası'na inşa ettirilen İskenderiye Feneri, 100 metreyi aşan yüksekliğiyle insanlık tarihinin ilk yüksek yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Bin yılı aşkın bir süre denizcilere yol gösteren bu görkemli yapı, zamanla meydana gelen şiddetli depremlerin etkisiyle hasar gördü. Nihayet 1303 yılındaki büyük bir depremle tamamen yıkıldı. Yıkımın ardından karadaki taşlar kale yapımında kullanılırken, suya düşen bloklar yüzyıllar boyunca deniz dibinde korunarak günümüze ulaştı. 1968 yılından bu yana bilinen ve 1994'te 3 bin 300'den fazla objenin tespit edildiği batık alan, antik fenerin mimari sırlarını çözmek için araştırmacıları heyecanlandırmaya devam ediyor.








