EKONOMİ
Yayınlanma : 31 Mart 2026 13:23

Hürmüz krizinin piyasalara maliyeti 14 trilyon doları buldu

Hürmüz krizinin piyasalara maliyeti 14 trilyon doları buldu
Hürmüz krizinin piyasalara maliyeti, 14 trilyon dolara ulaştı. Küresel borsalarda büyük kayıplar yaşanırken, enerji fiyatlarındaki artış enflasyon endişelerini artırıyor.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırılar, Tahran yönetiminin karşılık vermesiyle birlikte bölgedeki gerilimleri artırarak 1 ayı geride bıraktı.

teknik yapı

ÇATIŞMALARIN PİYASALARA ETKİSİ

AA muhabirinin derlediği verilere göre, 28 Şubat'tan bu yana devam eden çatışmalar sonucunda küresel borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. Bu süreçte piyasalarda yaşanan yaklaşık 14 trilyon dolarlık kayıp, birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını geride bırakmış durumda. Bu dönemde, dünya genelindeki piyasa endekslerinin tamamı olumsuz bir seyir izlerken, Güney Kore'deki Kospi endeksi yüzde 16,8 ile en fazla değer kaybeden borsa oldu. Japonya'daki Nikkei 225 endeksi yüzde 12, Almanya'daki DAX 40 endeksi yüzde 10,7, Fransa'daki CAC 40 endeksi yüzde 9,4, İspanya'daki IBEX 35 endeksi yüzde 7,6 ve İtalya'daki FTSE MIB 30 endeksi yüzde 7,2 geriledi.

ENFLASYON ENDİŞELERİ ARTIK YÜKSELİYOR

ABD'de New York borsasında da kayıplar devam ederken, S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Bu gelişmelerle birlikte piyasalardaki 'korku endeksi' olarak bilinen VIX Endeksi, yaklaşık yüzde 46'lık bir artışla 31,3 seviyesine ulaştı. Savaş boyunca gelen çelişkili mesajlar, piyasalardaki risk algısını artırdı ve petrol fiyatlarının yükselmesi küresel enflasyon endişelerini tetikledi. Enerji maliyetlerindeki artışın, merkez bankalarının para politikalarını sıkılaştırabileceği yönünde görüşler öne çıkarken, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Orta Doğu'daki gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirtti. Powell, arz şoklarının para politikası üzerinde kısa vadede kayda değer bir etkisi olmadığını söyleyerek, bu gelişmelerin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olacağını öngördü.