• satrıda dörüm bayram
EKONOMİ
Yayınlanma : 06 Haziran 2026 17:23

Gelişmekte olan ülkeler, enerji dönüşümünde ABD'yi solladı: Güneşin yükselişi

Gelişmekte olan ülkeler, enerji dönüşümünde ABD'yi solladı: Güneşin yükselişi
Gelişmekte olan ülkeler, enerji dönüşümünde ABD'yi geride bırakarak güneş enerjisi yatırımlarıyla öne çıkıyor. Türkiye de bu alanda örnek bir model sergiliyor.

Küresel Güneş Enerjisi Konseyi Üst Yöneticisi Sonia Dunlop, son dört yılda yaşanan iki büyük fosil yakıt krizinin, küresel emtia piyasalarına bağımlılığın yarattığı riskleri gözler önüne serdiğini ve ekonomik büyümeyi yerli ve temiz enerji kaynaklarına dayandırmanın öneminin her zamankinden daha fazla arttığını belirtti.

sempati mobilya

ENERJİ GÜVENLİĞİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR

Dunlop, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın tetiklediği enerji güvenliği endişelerinin, ülkelerin karar alma süreçlerini derinden etkilediğini vurguladı. Artık gelişmekte olan ülkelerin enerji dönüşümünü sadece takip etmekle kalmayıp, bu dönüşüme yön veren aktörler haline geldiğini ifade etti. Fosil yakıt krizlerinin, emtia piyasalarına olan bağımlılığın getirdiği riskleri açıkça ortaya koyduğunu ve ekonomik kalkınmanın yerli ve temiz enerji kaynaklarına entegre edilmesinin kaçınılmaz hale geldiğini sözlerine ekledi.

GÜNEŞ ENERJİSİ YATIRIMLARI EKONOMİK AVANTAJ SAĞLIYOR

Sonia Dunlop, güneş enerjisi yatırımlarının, fosil yakıt altyapılarına kıyasla daha düşük başlangıç sermayesi gerektirmesiyle ekonomik dengeleri köklü bir şekilde değiştirdiğini belirtti. Temiz enerjiye en hızlı geçiş yapan ülkelerin, ekonomilerini koruma ve uzun vadeli büyümeyi destekleme konusunda daha avantajlı bir konuma sahip olacağını öngörüyor. Bu durumun bir sonucu olarak, Vietnam, Meksika, Güney Afrika ve Hindistan gibi birçok gelişmekte olan ülkenin, güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı açısından ABD'yi geride bıraktığını gözlemlediklerini dile getirdi. Bu tablo, gelişmekte olan ekonomilerin refaha ulaşmak için mutlaka fosil yakıt yoğun bir kalkınma yolunu izlemesi gerektiği yönündeki geleneksel anlayışın geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor. Dunlop, Türkiye'nin de enerji dönüşümünde dikkat çekici bir ülke olduğunu ve rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretiminin beşte birinden fazlasını karşıladığını belirtti. Türkiye'nin bu alanda Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya bölgelerinde bu eşiği aşan tek ülke olması, fosil yakıt ithalatında milyarlarca dolarlık harcamanın önüne geçmesini sağlamış. Bu modelin, bölge ülkeleri ve diğer gelişmekte olan ekonomiler için de örnek teşkil ettiğini vurguladı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel elektrik üretimindeki tüm büyümeyi karşıladığı ve kömürün payının ilk kez yüzde 40'ın altına gerilediği bu dönüm noktasında, güneş enerjisinin yüzde 30'luk büyümesiyle yeni elektrik üretim kapasitesinin büyük bölümünü oluşturması, elektrik sektöründe fosil yakıtların hakim olduğu dönemin sona erdiğini gösteriyor. Güneş enerjisinin batarya depolama sistemleriyle birleşmesi ise bu dönüşümü daha da hızlandırıyor; batarya teknolojisinin olgunlaşması ve maliyetlerin düşmesi, güneş enerjisinin günün her saati temiz enerji sunabilmesini mümkün kılıyor. Hükümetlerin şebeke yatırımlarına de üretim kapasitesi kadar aciliyet göstermesi ve gelişmekte olan piyasalarda sermaye maliyetlerinin düşürülmesi, küresel temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması açısından kritik önem taşıyor.