EKONOMİ
Yayınlanma : 04 Mayıs 2026 08:21

Ekonomik krizin derinleşmesi: İşçi ve emekli için zorlu günler kapıda

Ekonomik krizin derinleşmesi: İşçi ve emekli için zorlu günler kapıda
Türkiye'nin ekonomik durumu alarm veriyor. Rezerv kaybı, alım gücü kaybı ve vergi yükleri, işçi ve emekliler için zor günlerin habercisi.

Türkiye ekonomisinde son iki ayda gözlemlenen makro dengeler, alarm zilleri çalmaya devam ediyor.

teknik yapı

REZERVLERDEKİ CİDDİ ERİME

27 Şubat 2026 ile 17 Nisan 2026 tarihleri arasındaki veriler, Merkez Bankası rezervlerinde korkutucu bir erime yaşandığını ortaya koyuyor. Brüt rezervler 210,2 milyar dolardan 174,4 milyar dolara gerilerken, swap hariç net rezervlerin 78,9 milyar dolardan 39,7 milyar dolara düştüğü tespit edildi. Ekonomi yönetiminin hareket alanını kısıtlayan unsurlar arasında, kısa vadeli dış borç stoğunun 239,2 milyar dolara yükselmesi de yer alıyor.

ALIM GÜCÜ KAYBIDA DERİNLEŞİYOR

Hane halkı düzeyinde alım gücündeki kayıp ise giderek derinleşiyor. TÜRK-İŞ’in Nisan 2026 verilerine göre açlık sınırı 34.587 TL, yoksulluk sınırı ise 112.661 TL olarak belirlenmiş durumda. Mevcut ücret seviyeleri, bu rakamlarla karşılaştırıldığında, toplumun büyük bir kesiminin temel ihtiyaçlarını karşılamada güçlük çektiği gözler önüne seriliyor. Asgari ücret 28.075 TL, en düşük emekli aylığı yaklaşık 20.000 TL ve ortalama ücretler ise 35.000 – 40.000 TL arasında değişiyor. Bu veri, emeklilerin ve asgari ücretlilerin gelirlerinin açlık sınırının altında kalmasına neden oluyor.

VERGİ POLİTİKALARINDA ÇELİŞKİLER

Kamu harcamalarının finansmanı için başvurulan vergi politikalarının sahada farklı bir gerçeklikle karşılaştığı görülüyor. Artan maliyetler ve düşük talep, esnafı ve işverenleri zor durumda bırakıyor. Devletin gelir ihtiyacı ile mükellefin ödeme kapasitesi arasındaki makasın açılması, ekonomik döngüde yeni bir çelişki yaratıyor. SGK Uzmanı Özgür Erdursun, mevcut koşulları değerlendirirken, “Mevcut veriler, kısa vadede ekonomik koşullarda belirgin bir iyileşmenin kolay olmadığını ortaya koyuyor,” diyerek işçi, memur, emekli, esnaf ve işverenlerin daha zor günlerle karşılaşacağını belirtiyor. 2027 seçimlerinin beklentileri artıracağı öngörülse de, 2026 yılı ve 2027’nin ilk yarısının ekonomik açıdan oldukça engebeli geçeceği anlaşılıyor.