Marketlerden fırınlara, toplu taşıma araçlarından manavlara kadar günlük nakit alışverişlerde sıkça karşılaşılan 'bozuk para yok' gerekçesi, ekonomide görünenden çok daha büyük bir finansal hareketlilik yaratıyor.
KAYIT DIŞI HAVUZUN BÜYÜMESİ
Tüketicilerin çoğu zaman önemsemediği ya da talep etmekten çekindiği 25 kuruş, 50 kuruş ve 1 liralık para üstleri, makro ölçekte devasa bir kayıt dışı havuzun oluşmasına zemin hazırlıyor. Darphane verilerine göre, 2025 yılında tedavüle 661 milyon adet madeni para sürülmesi bekleniyor ve bu paraların yaklaşık 450 milyon adedi 1 liralık madeni paralardan oluşacak. Ancak dijital ödemelerin artmasına rağmen, nakit kullanımı ve buna bağlı olarak para üstü sorunları devam ediyor.
PARA ÜSTÜ KRİZİ VE ETKİLERİ
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, nakit yönetim sisteminde gerçekleşen işlem hacmi 7,7 trilyon TL seviyesine ulaştı. Bu yüksek hacim içinde, verilmeyen küçük para üstlerinin birikimiyle ortaya çıkan senaryolar dikkat çekiyor. Örneğin, Türkiye genelinde günde ortalama 10 milyon nakit alışverişte 50 kuruşluk para üstünün tüketiciye iade edilmediği varsayıldığında, günlük 5 milyon TL, aylık 150 milyon TL ve yıllık 1,8 milyar TL değerinde bir hacim oluşuyor. Aynı şekilde, günde 5 milyon işlemde ortalama 25 kuruşun kasada kalması durumunda yıllık yaklaşık 456 milyon TL'lik bir büyüklük ortaya çıkıyor. Uzmanlar, bu durumun perakende noktalarında kayda geçmeyen ciddi bir ek nakit akışına yol açtığını ve fiyatlama disiplinini olumsuz etkilediğini vurguluyor. Ekonomistler ve tüketici hakları temsilcileri, bu konunun sadece küçük meblağlardan ibaret olmadığını, aynı zamanda sistematik bir tüketici hakkı ihlali barındırdığını ifade ediyor. Sorunun aşılması için önerilen temel adımlar ise madeni para dolaşımının artırılması, fiyatlandırma revizyonu ve tüketici bilincinin geliştirilmesi olarak sıralanıyor.








