Teknolojinin henüz tanımının bile yapılmadığı bir dönemde, insan zekasının sınırlarını zorlayan bir başyapıt inşa edildi. İran’ın Afganistan sınırına yakın, çöl ortasında bulunan Neştifan köyünde, zaman adeta bin yıl önce durdu.

DOĞANIN GÜCÜYLE ÇALIŞAN YAPILAR
Burada ne motor sesi duyuluyor ne de elektrik kabloları gözüküyor. Ancak devasa ahşap yapılar, insanlığın en eski mühendislik sırlarından birini barındırıyor: Dünyanın çalışan en eski yel değirmenleri. Yel değirmeni denince akla gelen Hollanda’nın devasa pervanelerinin aksine, Neştifan’dakiler dikkat çekici bir farklılık gösteriyor. Pers mühendisleri, bin yıl önce dikey eksenli değirmenleri icat ederek rüzgarı en verimli şekilde kullanmanın yolunu bulmuş.
120 GÜN RÜZGARLARI
Kil, saman, kerpiç ve ağaç dallarından inşa edilen bu dev yel değirmenleri, rüzgar hangi yönden eserse essin enerjiyi kusursuzca yakalayacak şekilde tasarlanmış. Modern mühendisler bile, bu aerodinamik dengenin bin yıl önce nasıl sağlandığını hayretle inceliyor. Neştifan köyündeki bu değirmenlerin varlığı, coğrafyanın sunduğu hem bir lanet hem de bir lütuf olan '120 Gün Rüzgarları' ile açıklanıyor. Her yıl Mayıs ayından Eylül ayına kadar saatte 120 kilometre hıza ulaşan fırtınalar, bölgede hayatı felç ederken, Neştifan halkı için bedava enerji demek. Fırtına başladığında dev ahşap kanatlar dönerek, alt kattaki taşları harekete geçiriyor ve bölgenin buğdayı doğanın gücüyle una dönüşüyor. Bugün, milyarlarca dolarlık yatırımlarla inşa edilen rüzgar türbinlerinin atası olarak kabul edilen bu yapılar, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. En büyüleyici olanı ise bu değirmenlerin bir müze objesi değil, hala aktif olarak çalışmaları. Teknolojinin birkaç yıl ömrü olduğu günümüzde, 1000 yıldır tek bir parça plastik veya metal kullanılmadan dönen Neştifan yel değirmenleri, insanoğlunun doğayla uyum sağladığında neler başarabileceğinin en somut örneği.







