GÜNDEM
Yayınlanma : 29 Ekim 2025 06:51

Beslenme ve meme kanseri: Lifli gıdalar riski %12 azaltıyor

Beslenme ve meme kanseri: Lifli gıdalar riski %12 azaltıyor
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, genç yaşta lifli gıda tüketiminin meme kanseri riskini %12 azaltabileceğini belirtti. Akdeniz tipi beslenmenin koruyucu ve destekleyici olduğunu vurgulayan Erden, şeker, işlenmiş et ve alkolün

Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, beslenme alışkanlıklarının meme kanseri üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Erden, genç yaşta yüksek lif tüketiminin meme kanseri riskini ileriki yaşlarda yüzde 12 oranında azaltabileceğini belirtti. Beslenmede çeşitlilik ve dengenin önemine vurgu yapan uzman, bu konudaki önemli bilgileri paylaştı.

teknik yapı

Meme Kanseri ve Beslenme İlişkisi: Bilimsel Veriler

Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile beslenme arasındaki bağlantıya değinen Diyetisyen Ayşegül Akkaya Erden, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) verilerine göre her 8 kadından birinin bu hastalıkla karşılaştığını hatırlattı. Genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının da meme kanseri riskini doğrudan etkilediğini belirten Erden, özellikle bitkisel besinlerin kanserden korunmada ve tedavi sürecinde önemli bir rol oynadığını vurguladı. Yapılan araştırmalar, doğru porsiyonlarda sebze ve meyve tüketiminin riski azalttığını gösteriyor. Brokoli, karnabahar ve lahana gibi turpgillerdeki sulforafan maddesinin kanser hücrelerinin çoğalmasını baskılaması nedeniyle her kadının beslenmesinde yer alması gerektiğini ifade etti. Yeterli lif alımının bağırsak sağlığını desteklemenin yanı sıra östrojen metabolizmasını da düzenlediğini ekledi. Bir çalışmaya göre, genç yaşta yüksek lif tüketimi, ileriki yıllarda meme kanseri riskini yüzde 12 oranında azaltabiliyor.

Risk Artıran ve Azaltan Besin Grupları

Akdeniz tipi beslenmede yer alan zeytinyağı ve omega-3 yağ asitlerinin anti-inflamatuar etkileriyle koruyucu nitelik taşıdığını belirten Erden, trans ve aşırı doymuş yağların ise risk artışıyla ilişkilendirildiğini dile getirdi. Şeker ve rafine karbonhidratların, yüksek glisemik indeksli beslenmenin insülin direncini tetikleyerek tümör hücrelerinin büyümesine zemin hazırlayabileceğini vurguladı. Bu nedenle beyaz ekmek, şekerli içecekler ve paketli gıdaların sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Alkol ve salam, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinin de kanserojen etkileri nedeniyle güçlü bir risk faktörü olduğunu belirtti.

Akdeniz Tipi Beslenme: Koruyucu ve Destekleyici Bir Model

Yeşil çaydaki kateşinler, domatesteki likopen ve yaban mersinindeki polifenoller gibi antioksidanların hücreleri koruduğunu anlatan Diyetisyen Erden, beslenmede çeşitlilik ve dengeli bir tabak düzeninin önemine dikkat çekti. Bilimsel çalışmaların ortak noktasının Akdeniz tipi beslenmeye yakın bir model olduğunu belirten Erden, sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, sağlıklı yağ ve balık ağırlıklı bir beslenme biçiminin hem koruyucu hem de tedavi sürecinde destekleyici rol oynadığını vurguladı. Sağlıklı beslenmenin tek başına kanseri engellemese de riski azaltmak ve tedavi başarısını artırmak için en güçlü yaşam tarzı araçlarından biri olduğunu sözlerine ekledi.