• satrroıad dörüm
DÜNYA
Yayınlanma : 23 Temmuz 2026 02:01

And Dağları'nda devasa altın ve bakır rezervi bulundu: Madencilik devi devrim yaratabilir mi?

And Dağları'nda devasa altın ve bakır rezervi bulundu: Madencilik devi devrim yaratabilir mi?
And Dağları'nda devasa bakır, altın ve gümüş rezervi bulundu. Lundin Mining, bu keşfin yeşil enerji dönüşümüne katkı sağlayacağını belirtirken, zorlu coğrafya ve çevresel etkiler endişe yaratıyor.

Arjantin ve Şili sınırını oluşturan görkemli And Dağları'nın derinliklerinde, jeologlar tarafından akıl almaz boyutlarda bir metal yatağı keşfedildi. Filo del Sol bölgesinde ortaya çıkan bu devasa kaynak, bakır, altın ve gümüş açısından zenginliğiyle dikkat çekiyor ve küresel madencilik piyasalarında yeni bir çığır açma potansiyeli taşıyor.

MİKTARLAR HAYALETMEYEN CİNSİNDEN

Popular Mechanics'in duyurduğu gelişmelere göre, 400'den fazla sondaj kuyusundan elde edilen yeni veriler, Filo del Sol'daki metal rezervlerinin daha önce tahmin edilenden yaklaşık beş kat daha fazla olabileceğini gösteriyor. Lundin Mining şirketinin açıkladığı ilk tahminlere göre, yatağın derinliklerinde yer altında tam 13 milyon tona kadar bakır, 907 ton altın ve yaklaşık 18 bin 600 ton gümüş bulunuyor. Şirketin CEO'su Jack Lundin, bu keşfi son 30 yılın en önemli madencilik gelişmesi olarak nitelendirerek, projenin geleceğine dair büyük bir iyimserlik taşıdığını belirtti.

YEŞİL ENERJİYE DEV KATKI

Bu zengin rezervin, özellikle 'yeşil' enerji dönüşümü açısından büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Elde edilecek bakırın elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri ve gelişmiş elektrik şebekelerinde kilit rol oynaması bekleniyor. Altının ise telekomünikasyon, havacılık, uzay sanayisi ve elektronik gibi ileri teknoloji sektörlerindeki kullanım alanları genişleyecek. Bu durum, sürdürülebilir enerjiye geçişi hızlandıracak kritik materyallerin tedarikinde önemli bir adım olarak görülüyor.

ZORLU KOŞULLAR VE ÇEVRESEL KAYGILAR

Ancak bu devasa kaynağın işletilmesi, bazı önemli zorlukları da beraberinde getiriyor. Maden sahasının Atacama Çölü sınırında, deniz seviyesinden yaklaşık 5.000 metre yükseklikte yer alması, madencilik süreçlerini oldukça güçleştiriyor. Düşük oksijen oranı ve sert iklim koşulları, çalışanlar için irtifa hastalığı riskini artırırken, ağır ekipmanların sevkiyatı da lojistik açıdan ciddi engeller teşkil ediyor. Öte yandan, çevre koruma kuruluşları, yüksek dağ ekosistemlerine verilebilecek olası zararlar konusunda endişeli. Fundación Ambiente y Recursos Naturales (FARN) gibi örgütler, madencilik faaliyetlerinin bölgenin içme suyu ihtiyacının büyük kısmını karşılayan buzulları tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor. FARN'a göre, bölgedeki mevcut bir maden sahası yılda 25 milyar litre su tüketiyor ve bu, 500 bin nüfuslu bir bölgenin yıllık su tüketiminin üçte birinden fazlasına denk geliyor.