YAŞAM
Yayınlanma : 11 Ocak 2026 12:38

60 yıllık ustanın teknolojiye meydan okuması: Hatıraları ayakkabılarıyla yaşatıyor

60 yıllık ustanın teknolojiye meydan okuması: Hatıraları ayakkabılarıyla yaşatıyor
İzmir'de 60 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan 76 yaşındaki Harun Yüksektepe, teknolojiye ve hızlı tüketime karşı el emeğiyle direniyor. Ustanın en büyük korkusu, zanaatının kendisiyle birlikte sona ermesi.
60 yıllık ustanın teknolojiye meydan okuması: Hatıraları ayakkabılarıyla yaşatıyor

İzmir'de yaşayan 76 yaşındaki ayakkabı ustası Harun Yüksektepe, 16 yaşında başladığı mesleğini tam 60 yıldır sürdürüyor. Gelişen teknolojiye ve hızlı tüketim kültürüne karşı direnen usta, el emeğiyle unutulmaya yüz tutmuş zanaatın son temsilcilerinden biri olarak tezgahının başında.

sempati mobilya

EL EMEĞİ VE HATIRALAR BİR ARADA

Harun Yüksektepe, modern makineler yerine deriyle bütünleşmiş el aletleri, kösele ve çekiç kullanarak çalışıyor. Fabrikasyon üretimin yaygınlaştığı ve "at-al" kültürünün hakim olduğu günümüzde, usta Yüksektepe ayakkabıları tamir ederek yeniden kullanıma kazandırıyor. Kendisi için dükkanının sadece bir iş yeri değil, bir hafıza olduğunu belirten Yüksektepe, "Biz sadece deri dikmiyoruz, biz hatıraları yaşatıyoruz. Eskiden ayakkabı kıymetliydi, insan emeği kutsaldı. Şimdikiler bir yeri sökülünce çöpe atıyor," diyerek eski döneme duyduğu özlemi dile getiriyor.

ZANAATIN GELECEĞİ TEHLİKEDE

Usta Yüksektepe, mesleğin geleceği konusunda derin endişeler taşıyor. Fabrikasyon üretimin yaygınlaşması, artan malzeme maliyetleri ve yeni neslin bedensel emek gerektiren işlere ilgi göstermemesi nedeniyle çırak bulmakta zorlandığını belirtiyor. Ucuz ve kalitesiz malzemelerden üretilen ayakkabıların tamir edilmek yerine yenisiyle değiştirilmesinin zanaatı olumsuz etkilediğini vurgulayan Yüksektepe, kendisinden sonra dükkanın kapanacak olmasının hüznünü yaşıyor.

USTANIN TEK KORKUSU

Mesleğin son demlerinde olduğunu ifade eden Harun Yüksektepe, "Bu eller 60 yıl boyunca helal lokma kazandı. Yoruldum mu? Evet. Ama o ayakkabı bittiğinde sahibinin yüzündeki memnuniyeti görmek, tüm yorgunluğumu alıyor. Tek korkum, benden sonra bu çekicin sesinin susması," diyerek zanaatına olan bağlılığını ve vedalaşmanın hüznünü dile getiriyor.