Yünnan'ın Honghe bölgesindeki Ailao Dağları'nın eteklerinde, 1300 yıldır dimdik ayakta duran bir mühendislik harikası var. Hani halkının nesiller boyunca dağları basamak basamak oyarak yarattığı pirinç terasları, sadece bir tarım alanı değil, aynı zamanda doğanın kendi döngüsünü koruyan eşsiz bir ekosistem.

SU YÖNETİMİNDE ASIRLIK DEHA
Hani halkı, zirvedeki ormanlardan gelen yağmur sularını, 392 yan kanaldan oluşan ve toplam uzunluğu neredeyse yarım kilometreye ulaşan karmaşık bir sistemle teraslara ulaştırıyor. Bu akıllıca tasarlanmış ağ sayesinde, modern barajlara hiç ihtiyaç duymadan, yıl boyunca teraslardaki su seviyesi dengede tutuluyor. Dört ana kanal ve sayısız yan kanal, adeta doğanın kendi su rezervuarı gibi çalışıyor.

BİRBİRİNİ DESTEKLEYEN BÜTÜNLEŞİK YAŞAM
Bu teraslı yaşam alanı, ormanlar, köyler, tarım alanları ve nehirlerden oluşan dört katmanlı bir yapıyı barındırıyor. Teraslarda sadece pirinç değil, aynı zamanda manda, ördek, balık ve yılan balığı gibi canlılar da yetiştiriliyor. Bu sayede tarım ve hayvancılık, birbirini tamamlayan, sürdürülebilir bir döngü içinde varlığını sürdürüyor.
TARİH VE GELECEK TEHDİT ALTINDA
Honghe Hani Pirinç Terasları, 2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınarak insan ve doğa arasındaki kusursuz uyumun bir kanıtı olarak tescillendi. Bazı bölgelerde 3 bini aşan teras sayısı ve 1300 yıllık kesintisiz işletme süresiyle bu sistem, geçmişin bilgeliğini günümüze taşıyor. Ancak uzmanlar, iklim değişikliği ve kırsal nüfusun azalması gibi faktörlerin, bu eşsiz mirası gelecekte tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.







