Diyanet Tartışması: Reform Mu, Yeniden Yapılanma Mı?
Türkiye’de uzun süredir konuşulmayan ama her kriz döneminde yeniden gündeme gelen bir gerçek var: Diyanet İşleri Başkanlığı mevcut yapısıyla sürdürülebilir değildir ve reforme edilmelidir.
Bugün Diyanet, olması gereken konumdan uzaklaşmış; siyasal iktidarların ideolojik aparatına dönüşmüş bir yapı görüntüsü vermektedir. Oysa din, devletin ya da hükümetlerin değil, toplumun ortak vicdan alanıdır.
Aşırı Merkeziyetçilik ve İsraf Sorunu
Üniversite sınavına hazırlanan bir gencin başarısı, ailesinin dershaneye ayırabildiği bütçeye bağlıyken; neredeyse her mahallede, cemaatinin büyük ölçüde azaldığı camilerin tüm giderleri kamu bütçesinden karşılanmaktadır.
Bugün:
-
Her iki yüz metrede bir cami bulunurken,
-
Günlük katılımı 10–15 kişiyi geçmeyen ibadethanelerin imam maaşları ve bakım giderleri devlet tarafından ödenmektedir.
Buna karşın yeterli öğrencisi kalmadığı gerekçesiyle köy okulları kapatılmıştır. Bu tablo, yalnızca bir kaynak sorunu değil, açık bir adalet sorunudur.
Devlet Dini Finanse Ettiğinde Din Siyasallaşır
Dinin ve din görevlilerinin tüm giderlerini karşılayan bir devlet, zamanla dini kendi ideolojisine göre şekillendirme eğilimine girer. Nitekim bugün yaşadığımız sorun tam da budur.
Laik bir devlette:
-
Devletin dini olmaz,
-
Mezhebi olmaz,
-
İnanç alanını yönetmez, yalnızca dengeleyici ve güvence sağlayıcı rol üstlenir.
Din, resmi kamu alanından çıkmalı; özerk, sivil ve çoğulcu bir zemine taşınmalıdır.
Yeni Bir Model Mümkün
Diyanet;
-
Küçültülmüş,
-
Tüm inançların temsil edildiği,
-
Denetleyici ve yol gösterici,
-
Akademik üretim yapan,
-
Bir “din insanı havuzu” işlevi gören
bir üst kurul haline getirilmelidir.
Camilerin yönetimi ise;
-
Yerel yönetimlerin sınırlı desteğiyle,
-
Cemaatin,
-
Mahalle gönüllülerinin,
-
Gerekirse yeni kurulacak sivil toplum örgütlerinin katkısıyla
sürdürülmelidir. Cem evlerinde olduğu gibi yerinden yönetim esas alınmalıdır.
Bu adım, hem ademi-merkeziyetçi bir yapıyı güçlendirecek hem de laik toplumsal yaşamı derinleştirecektir.
Bütçe Gerçeği
Diyanet’in bütçesi bugün birçok bakanlığı geride bırakmış durumdadır. Bu alanda yapılacak tasarruf;
-
Eğitimde fırsat eşitliği,
-
Sağlıkta ilaca ve tıbbi olanaklara erişim,
-
Emekli maaşları ve ikramiyeler
için yeni kaynaklar yaratabilir. Üstelik halktan tek kuruş ek vergi almadan.
Son Söz
Osmanlı’nın son döneminde olduğu gibi, dinin siyasal rejimlerin manivelasına dönüşmesi, en büyük zararı yine dine vermektedir.
Din yeniden saygınlığına kavuşturulmalıdır. Bu da ancak onun sivil, özgür ve toplum merkezli bir yapıya kavuşturulmasıyla mümkündür.
Din;
-
Devletin değil,
-
Hükümetin değil,
-
Ordunun ya da liderlerin değil,
halkın olmalıdır.





