• ceylan hafriyat
SAĞLIK
Yayınlanma : 09 Ekim 2026 11:12

Yaşlı akrabaların gözlemi nörolojik hastalıklar için kritik

Yaşlı akrabaların gözlemi nörolojik hastalıklar için kritik
Yaşlıların çocuklarıyla aynı evde yaşaması, nörolojik hastalıkların erken teşhisini kolaylaştırıyor. Uzmanlar, yaşlanmaya bağlı değişimler ve demansın unutkanlık dışı belirtilerini takip etmenin önemini vurguluyor.

Türkiye'de 65 yaş ve üzeri nüfusun önemli bir kısmının çocuklarıyla aynı evde yaşadığı belirtiliyor. TÜİK verilerine göre bu oran yüzde 37.9'a ulaşıyor. Uzmanlar, bu birlikte yaşamın, yaşlı bireylerde ortaya çıkabilecek nörolojik hastalıkların erken teşhisinde büyük bir avantaj sağladığını vurguluyor. Aile bireylerinin gösterdiği dikkat ve gözlemlerin, bu hastalıkların erken fark edilerek hayat kurtarıcı müdahalelere zemin hazırlayabileceği ifade ediliyor.

Yaşlanmaya bağlı değişimler göz ardı edilmemeli

Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, yaş ilerledikçe bazı yavaşlamaların ve unutkanlıkların normal karşılanabileceğini ancak bunun, kişinin günlük yaşamını etkileyen ciddi değişimleri göz ardı etmek anlamına gelmemesi gerektiğini belirtiyor. Belirgin kişilik değişiklikleri, yürümede zorlanma, sık düşmeler, konuşmada bozulmalar veya daha önce kolaylıkla yapılan işleri yapamama gibi durumların yaşlılığın doğal bir sonucu olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Uysal, "Önemli olan yaş değil, değişimdir. Bireyi birkaç yıl önceki haliyle karşılaştırmak bize en doğru bilgiyi verir" diyor.

Demans belirtileri unutkanlıkla sınırlı değil

Günlük hayatta yaşanan her unutkanlığın demans anlamına gelmediğini belirten Doç. Dr. Uysal, asıl belirleyici faktörün bu durumun kişinin bağımsız işlevselliğini ne kadar etkilediği olduğunu açıklıyor. Yakın zamanda konuşulanları unutmak, aynı soruyu tekrar sormak, randevuları kaçırmak veya parasını/ilaçlarını yönetmekte zorlanmak gibi belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ekliyor. Ayrıca, demansın her zaman unutkanlıkla başlamayabileceğine dikkat çeken Uysal, davranış, kişilik ve uyku düzenindeki değişimlerin de nörolojik hastalıkların erken işaretleri arasında yer alabileceğini, örneğin sosyal bir bireyin içine kapanması, aşırı şüpheci veya dürtüsel davranması gibi durumların da araştırılması gerektiğini vurguluyor. Yürüyüşteki adımların küçülmesi veya sık düşmelerin de "yaşlılığa bağlı" denilerek geçiştirilmemesi gerektiğini ekliyor. İlacı yanlış kullanmak, ocağı açık bırakmak veya tanıdık yollarda kaybolmak gibi güvenlik riskleri belirdiğinde vakit kaybetmeden uzman görüşüne başvurulması öneriliyor. Ailelerin, tartışmaya girmeden, genel kontrol bahanesiyle sağlık kuruluşlarına başvurmasının daha yapıcı bir yol olduğunu belirten Uysal, hekime gelirken belirtilerin ne zaman başladığı, nasıl seyrettiği ve hangi işlevlerin etkilendiğine dair somut örneklerin not edilmesinin tanı sürecine doğrudan katkı sağlayacağını ifade ediyor. Erken tanının, tedavi edilebilir nedenlerin saptanması ve uygun destek planlamasıyla bireyin bağımsız yaşam süresini uzatabileceği belirtiliyor.