Polonya'nın Pień kentinde 2022'de bulunan ve "Mezar 75" olarak adlandırılan mezardaki genç kadının ölüm sonrası cesedine yapılan müdahalelerle ilgili yeni kanıtlar ortaya çıktı. Kadının ayağına takılan kilit ve boynuna konulan orak gibi önlemlerin zamanlaması ve mezarındaki yeşil renklenmeler, dönemin ölü korkusu ve ritüelleri hakkında önemli ipuçları sunuyor.

Mezardaki Önlemlerin Zamanlaması
Yeni araştırmalar, genç kadının ölümünden sonra ondan duyulan korkunun devam ettiğini gösteriyor. Yaklaşık 19 yaşlarında ölen kadının sol ayağının başparmağına takılan üçgen biçimli demir kilidin ilk gömülme sırasında mezarda olduğu belirlendi. Bu tür bir kilidin, yaşayanlarla ölüler arasındaki bağı sembolik olarak keserek ve tehlikeli olduğuna inanılan kişinin geri dönmesini engellemek amacıyla kullanıldığı düşünülüyor. 17. yüzyıl Avrupa'sında "vampir mezarları" olarak bilinen buluntularda benzer uygulamalara rastlanmaktaydı. Ancak en dikkat çekici bulgu, orağın ilk gömülme sırasında konulmamış olabileceği yönünde. Mezar çukurundaki toprak tabakalarındaki bozulmalar ve karışıklıklar, mezarın daha sonra yeniden açıldığına işaret ediyor. Kemiklerdeki eklemlerin hâlâ bağlantılı kalması, cesedin mezar açıldığında tam olarak çürümüş olmadığını gösteriyor. Araştırmacılar, insanların genç kadını gömdükten kısa bir süre sonra mezara geri dönerek boynunun üzerine orağı yerleştirmiş olabileceğini düşünüyor. Orağın keskin kısmının doğrudan boğaza dönük olması, bunun ikinci bir önlem olarak kullanıldığını güçlendiriyor.
Ağızdaki Bakır İzlerinin Gizemi
Kadının ağzında tespit edilen yeşil renklenmeler, gizemi daha da artırıyor. Damağından boğaz girişine, burun boşluğuna ve boynun ilk omurlarına kadar uzanan bu renklenmelerin, bakır içeren bir nesnenin veya maddenin ağzına bilinçli olarak yerleştirilmiş olmasından kaynaklandığı düşünülüyor. Damağın arka bölümündeki bakır yoğunluğunun, kafatasının diğer kısımlarına göre en az 10 kat fazla olması bu ihtimali destekliyor. Ağza madeni para konulması gibi geçmişte bilinen ritüeller olsa da, Pień'deki bakır izlerinin kapladığı alanın büyüklüğü ve kimyasal oranların dönemin madeni paralarıyla uyuşmaması bu ihtimali zayıflatıyor. Bakırın yanında altın ve manganez izlerine de rastlanması, olayın karmaşıklığını gösteriyor. Kadının toplumdan dışlanmış veya yoksul olduğuna dair bir bulguya rastlanmadı. Baş ve çene çevresindeki kumaş kalıntılarında ipek, gümüş ve altın ipliklerin bulunması, kadının varlıklı veya soylu bir çevreden gelmiş olabileceği değerlendirmesine yol açtı. DNA analizleri ise anne tarafından İskandinavya ile bağlantılı bir soy hattını ve genç kadının çocukluğunu büyük ihtimalle Pień çevresinde geçirdiğini gösteriyor. Kemiklerinde ölüm nedenini açıklayabilecek ciddi bir yaralanma veya hastalık izi bulunmaması, neden bu kadar tehlikeli görüldüğüne dair soruları artırıyor.







