4. Maden Kurtarma Yarışması sonrası açıklamalarda bulunan Yılmaz, küresel ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin altın fiyatları üzerindeki etkisine dikkat çekti. Altının güvenli liman özelliğini sürdürdüğünü belirten Yılmaz, yıl sonuna kadar ons fiyatının 4 bin 500 ile 5 bin dolar aralığına ulaşabileceğini öngördü. Bu seviyenin kritik bir direnç noktası olduğunu, aşılması halinde daha yüksek hedeflerin test edileceğini söyledi. 2027 yılı için de altının geleceğinin parlak göründüğünü ekledi.
Altın fiyatlarında beklentiler ve maliyetler
Yılmaz, dünya genelinde altının ortalama üretim maliyetinin ons başına 2 bin 400 dolar civarında seyrettiğini vurguladı. En olumsuz senaryoda bile fiyatların 3 bin doların altına inmesinin zor olduğunu ifade eden Yılmaz, olası bir düşüşte dolar kurundaki artışın dengeleyici rol oynayacağını ve yatırımcıların büyük kayıplardan kaçınacağını belirtti. Normalde jeopolitik gerilimlerin altın fiyatlarını yükselttiğini, ancak mevcut savaş ortamında kritik ticaret yollarındaki aksaklıkların nakit akışını bozduğunu ve bazı aktörleri altın satmaya iterek beklenen artışı sınırladığını dile getirdi. Küresel ticaretin normale dönmesiyle altın üzerindeki baskının azalacağını ve analistlerin bir kısmının bu durumda ons fiyatında 500 ila 1000 dolarlık bir ek prim beklediğini aktardı.
Türkiye'nin yer altı zenginlikleri ve üretim kapasitesi
Türkiye'nin altın potansiyeli hakkında kapsamlı bir modelleme yapılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, 1990'ların başında yapılan bir çalışmada ülkenin altın potansiyelinin 6 bin 500 ton olarak hesaplandığını hatırlattı. O dönemde ekonomik olmayan kaynakların artık cevher niteliği kazandığını belirterek, bugünün koşullarında Türkiye'nin altın potansiyelinin en az 10 bin ton olarak ifade edilmesi gerektiğini savundu. Bu rakamın bir rezerv değil, potansiyel olduğunu özellikle vurguladı. İzin süreci devam eden ve üretime geçmeye hazırlanan projelerin devreye girmesiyle Türkiye'nin yıllık altın üretiminin 50 tona ulaşabileceğini kaydetti. Ayrıca, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanı olarak iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde ivme yakalandığını, nükleer enerji alanında işbirliği potansiyelinin bulunduğunu ve bu konudaki görüşmelerin olumlu yansıdığını sözlerine ekledi.









