Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, ülkesinin Medine bölgesinde önemli bir maden keşfi yaptığını duyurdu. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Viyana'daki Genel Konferansı'nda yaptığı açıklamalara göre, Jabal Sayid projesinde yürütülen jeolojik çalışmalar sonucunda 114 milyon tonluk nadir toprak elementi (NTE) cevheri kaynağı tespit edildi. Bu kaynak, Suudi Arabistan Madencilik Şirketi 'Maaden' ile Barrick Madencilik tarafından işletilen mevcut bakır madeninin içerisinde bulunuyor.
Nadir toprak elementlerinin önemi ve Suudi Arabistan'ın rolü
Bakan, keşfedilen cevherin özellikle ağır nadir toprak elementleri ve dikkat çekici düzeyde uranyum içerdiğini belirtti. Nadir toprak elementleri, elektronik cihazlar, elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri ve savunma sanayiinde kullanılan 17 metalden oluşan bir grup olup, özellikle yüksek performanslı mıknatısların üretiminde kritik rol oynuyor. Mevcut küresel üretimde Çin'in hakimiyeti söz konusu. 2024 verilerine göre Çin, nadir toprak elementlerinin küresel maden üretiminin yaklaşık %60'ını, işlenmiş ürünlerin ise %91'ini kontrol ediyor. Bu durum, ABD ve müttefiklerini alternatif tedarik zincirleri oluşturmaya yöneltmiş durumda. ABD, bu doğrultuda Körfez ülkeleriyle de stratejik iş birlikleri geliştiriyor.
Stratejik iş birlikleri ve madencilik hedefleri
Bu keşif, Suudi Arabistan'ın küresel kritik mineral tedarikçisi olma stratejisiyle de örtüşüyor. ABD ve Suudi Arabistan arasında Kasım 2025'te imzalanan stratejik çerçeve anlaşması, uranyum ve mıknatıs tedarik zincirlerinin güvence altına alınmasını amaçlıyor. Ayrıca, Maaden'in MP Materials ve Mountain JV LLC ile bir araya gelerek Suudi Arabistan'da nadir toprak rafine ve ayrıştırma tesisi kurma anlaşması da bu kapsamda değerlendiriliyor. Krallık, Vizyon 2030 stratejisi çerçevesinde madencilik sektörünün GSYİH'ya katkısını önemli ölçüde artırmayı hedefliyor. Keşfedilen uranyum cevherinin, krallığın sivil nükleer enerji sektörünü geliştirme adımlarıyla da uyumlu olduğu ve yerli uranyum zenginleştirme potansiyelini ortaya koyduğu belirtiliyor. Ancak bu uranyumun ticari olarak ne kadar çıkarılabileceği ve nükleer anlaşmaların siyasi engelleri (özellikle İsrail ile normalleşme konusundaki anlaşmazlıklar) henüz netlik kazanmış değil.








